Hitit krallarının en büyük özelliği, zamanlarındaki olayları yazmaları. Bu tarih yazıcılığının başlangıcı sayılıyor. İsrailliler Tevrat yazmayı Hititlerden öğrenmişler.
Hititler, başka milletlerle yaptıkları antlaşmalarda Tanrılarını tanık yapıyorlarmış. Hepsinde aynı Tanrılar değil, değişik değişik Tanrılar tanık oluyor.
Çocuğun günahkâr doğması inancı, hem Sumerlilerde, hem de Ya-hudilerde varmış. Yalnız Hititlere göre öldükten sonra cennet, cehennem yok. Herkes işlediği suçun cezasını yaşamında çekiyor. Aslında cennet, cehennem, sırat köprüsü gibi düşünceler eski İran'ın Zerdüşt dininde bulunuyormuş. Bize de onlardan gelmiş bu kavramlar.
"Biliyorsun, Hititler kendilerinden önce o topraklarda yaşayan Hattilerin, kendilerine bağımlı yaptıkları bölgelerin, Sumerlilerin ve Akadların Tanrılarını, hep kendilerine Tanrı olarak almışlar. Onlara göre insanlar günah yapıyor, Tanrılar da onları cezalandırıyor. Her çocuk günahkâr doğuyor annesinden. Çünkü, babanın muhakkak günah işlemiş olacağı düşünülüyormuş. Günahın babadan geçmesi ne ilginç! Tanrılar da bu günahlara kar şılık çeşitli cezalar veriyor. Hem de yalnız günah işleyen değil, bütün aile, çoluğu çocuğu ile cezalandırılıyor"
Buna dikkat çekmiş olma onuru Freud'a aittir. Ama anlaşılmayan her şeyi cinsel bir simge olarak açıklamak ve sonra her şeyin cinsel libidodan doğduğunu keşfetmek entelektüel eleştiri karşısında dayanamayacaktır