CoffeeLover

CoffeeLover
#299456915 1₺ kumbarasıyla kitap almayı seven bir kitap kurdu.
İlginç bir konu daha vardı, az kalsın yazmayı unutuyordum. Mimar veya usta binayı yapmaya başlamadan önce binayı yaptıran ona, "Bu binayı sonsuzluğa erişecek kadar sağlam yapacaksın!" diyor. Bina tamamlanınca mimar veya usta tavana bağlı bir ipe üç kez tırmanıp iniyor. O tırmanırken bir taraftan şarkıcılar şarkılar söyleyerek ocağın etrafında dönüyorlar. Adam son tırmanışında halatın ilmiğini keserken alkışçılar başlıyor alkışlamaya. Bundan sonra mimar, tavandan aşağı asılmış, içinde gümüşten bir balta ve bıçak olan kuşağı da keserek içindekileri yere düşürüyor ve sonra binayı yaptıranın önünde "hayırlı olsun" diyerek eğiliyor. Kuşaktan düşen balta ve bıçağı ücret olarak alıp gidiyor.
1000Kitap
Reklam
Şimdi o zamanlarda olsak ne inşaat izlerdik be :))
Yapı için kullanılan araç ve gereci bile yazmış şu Hititler! Testere, balta, çekiç, keski, taş keskisi, bıçak, çivi, kazık, takoz, kama imiş bunlar; acaba aralarında unuttuğum var mı? Varsa da bu kadar bilgi yeter bize değil mi dostum?..
1000Kitap
Hitit inşaat Tanrısı ameluşşa :))
Bazalt, diyorit, kireçtaşı, alabastar, sumermeri gibi taşlar kullanmışlar. Yarı değerli taşlardan kırmızı taş olarak tanımladıkları akik, dağ kristali, lacivert taşı da biliyorlardı ki, temellere koymuşlar onları. Lacivert taşı bilmeleri çok önemliymiş. Bu taş, ta Hazar Denizi'nin güneyinde ve bugünkü Afganistan topraklarından çıkıyormuş. Sumerlilerin bu taşı bilmelerini ve oralardan ilk çağlarda bol bol getirtmelerini, kendilerinin oralardan gelmiş olmalarına bağlıyorlar. Acaba Hititler de oralardan mı geldi?
1000Kitap
Bina açılışında kurban kesmek
Hititler yapıya başlarken, açtıkları temel çukuruna neler koyu-yorlarmış, neler! Annem anlattıkça gözlerim dört açıldı. Önce madenleri sayalım: Altın, gümüş, bakır. Bunların ağırlıkları bile verilmiş. Bakır 250 gram kadar, altın gümüş ise 'birer şegel, yani 8,5 gram kadar. Eğer bu ağırlıkları yazmasalardı, arkeologlar düşünür dururlardı onların büyüklüğünü. Ne ilginç! Hepsi kendine göre bir ağırlık söylerdi. Bana kalırsa, hiçbiri onların bu kadar küçük olacaklarını tahmin edemezdi herhalde. Bunlar temele konurken, din adamı, "Nasıl bu madenler dayanıklı ve ölümsüz ise, bu tapmak veya saray da kara topraklar üzerinde Tanrılar ve insanlar için öyle ölümsüz olsun" diyor. Onun için hepsi yıkılmadan zamanımıza kadar kalmış ya!.. Temel çukuruna ayrıca ince yağ, yağlı ekmek bırakılıyor. Köşe taşlarının altına yine birer şegel ağırlıklarında, altın, gümüş, bronz, bakır, lacivert taş ve dağ kristalinden çiviler konuyor. Sahi, temele konan daha önemli nesneleri neredeyse unutuyordum. Bir şegel ağırlığında altından bir aslan, gümüş boyunduruklu demirden iki öküz. Gramlarına bakılacak olursa küçücük şeyler. Madenden o kadar küçük nesneleri yapmak hiç de kolay değil. Demek, Hititler çok sanatkârmışlar. Yapılacak sunağın altına da Yapı Tanrıçası ile dört oğlunun tunçtan heykelleri konuyor. Bunlar da yeterli değil! Temellere ayrıca tereyağı, susamyağı, bal, tuz, çeşitli tahıl, kuru sebze ve meyveler bırakılıyor. Tanrı heykelleri, yapıyı korumak ve ölümsüz yapmak için, yiyecekler de içinin bol ve bereketli olmasını sağlamak içinmiş.
1000Kitap
Sevgili dostum, görüyorsun, bundan tam 4 000 yıl önce, henüz Batı taş çağındayken Anadolu'da ticaret, kurumlar tarafından örgütlenmiş, düzene konmuş ve kontrol altına alınmış, fiyatlar, ölçüler belirlenmiş, her iş bir ilkeye bağlanmış.
1000Kitap
Reklam