CoffeeLover

CoffeeLover
#299456915 1₺ kumbarasıyla kitap almayı seven bir kitap kurdu.
Annem, "Aile problemlerine ait mektuplar da çok ilginç" dedi. Bir mektupta kadın, kendisinin üzerine bütün işi bırakıp Asur'a giden kocasına, "Sen orada keyfince yaşıyor, gezip tozuyorsun. Bütün yük benim üzerimde, hemen geri dön!" diyormuş. Gelininden yakınan kaynana mektupları bile varmış aralarında.
1000Kitap
Reklam
Majesteleri nerden geliyor?
Hitit ülkesinin denize sınırı olmadığından, deniz yoluyla yapılacak ticareti, uyruk yaptıkları deniz kenarındaki ülkelerin tüccarlarını, gemilerini ve gemicilerini kendilerine bağlamak suretiyle sürdürmüşler. Onlara, "Majestenin tüccarları" deniyormuş. Bu tüccarlara bazı ayrıcalıklar tanınıyormuş. (Burada açıklamadan geçemeyeceğim. Hititler krallarına "güneşim" diyormuş. Bu "majeste"nin karşılığı imiş.) Böylece, kara ve deniz ticareti, devletin denetimi altında imiş.
1000Kitap
Annem, "Atatürk zamanında bizim ülkede de öyleydi. Hep ne olursa olsun kendi malımız, yerli malı kullanılsın istemişti Atatürk" diyor. Halk da öyle yapıyormuş, ama demokrasi diye ikinci parti gelince, görmemişler gibi dışarıdan ne varsa getirtilmeye başlanmış. Karşılığında satılacak doğru dürüst malımız da olmadığından, elde avuçta olan paralar bitmiş. Bu kez bütün devletlerden borç istemişiz. Şu son zamanlarda artık borç isteyecek ülke kalmamış, Almanlara başvurmuşuz. Alman Maliye Bakanı gelerek, bizim hükümete, aldığımız borcu ne yapacağımızı sormuş. Ona sağlıklı bir plan gösterilmediği için bırakıp gitmiş. Ben bunları pek bilemiyorum; çünkü, derslerle uğraştığımdan, ülke sorunlarıyla hiç ilgilenmiyorum. Ama annemin "yeni savaştan çıkmış, yanmış yıkılmış bir ülkeden nasıl utanmadan para istenildi?!" diye üzüldüğünü biliyorum. Bunun arkasından bir olay annemi daha da çok üzdü. O da, birlikte çalıştıkları bir Alman profesör, anneme "Size borç veremediğimiz için çok üzüldüm, ama siz de hak verin! Alınacak borcun kendi ülkenize veya dünya ekonomisine nasıl bir yarar sağlayacağı gösterilemezse, o istenen borç bir tür dilencilik olmaz mı?" demiş.
1000Kitap
Yalnız Hititler zamanında, onlardan önceki Kaniş'te bulunan Asur tüccarlarının olduğu zamanki gibi, canlı, hareketli bir ticaret kalmamış Anadolu'da. Çünkü, Hitit kralları, yabancı tüccarların ülkelerine gelmesini, yerleşmelerini yasaklamış. Kendi topraklarında para kazanmalarına izin vermemiş. Böylece kendi ürünlerini kendileri kullanarak, dışarıdan fazla mal getirtmelerine gerek kalmamış.
1000Kitap
Bu arada ilginç bir bilgi daha öğrendim. O da Hitit ülkesindeki bütün topraklar mabede ve krala aitmiş. Kral, hatta kraliçe istediği kimseye toprağın bir kısmını bağış yaparmış. Bağış alanın da devlete karşı savaşta asker vermek, vergi vermek gibi sorumlulukları var. Annem, "Osmanlı Devleti zamanında da, padişahlar istediklerine istedikleri kadar toprak vermiş. Bugün 'ağa' dediklerimiz öyle toprakların sahipleri" dedi.
1000Kitap
Reklam