O şimdi yarı tanrı gibi bir şeydi. Ölümünde başka türlü olmalıydı. Kırk kahraman birer birer düştükten sonra o hâlâ ayakta idi. Uzun saçları omzunda uçuşuyor, gözleri kıvılcımlar saçıyor, kolu yıldırım hızıyla kalkıp iniyor, her inişte bir çinliyi deviriyordu.
En sonra ölüm kızı onun eline bir sağrak sundu. Kürşad bu sağrağı gözünü kırpmadan içti. Atının yelesine kapandı. Başını dayadı. Sağ elinde kılıç hâlâ sımsıkı duruyor, sol eli sarkıyordu.
Kürşad ölmüş, fakat altından düşmemişti
Ölmüş, fakat yenilmemişti...