Bu yaklaşımla akıl vahyin yerine konulmuş, bir yandan insan ilahlaştırılıp ilah insanlaştırılırken, diğer taraftan da din bilimleştirilmiş, bilimde dinleştirilmiştir ve insanla yaratıcısı arasındaki bağ parçalanarak insanın fıtratında mevcut olan uhrevi, ulvi ve aşkın boyutu yok sayılmıştır.
Bundan dolayı her insanın vahiy ile inşa edilmeye talip olması gerekir. Allah, insanın görevlerini yerine getirmesinin ve kemale ermesinin rastgele ve tesadüfi bir olay olmasını istememiş ve pek çok ayette olumlu şahsiyet özelliklerine teşvik etmiş; olumsuzlarından da sakındırmıştır.
Yüce bir yaşam geçirmek isteyen için sadece Allah vardır. Ruhumuz dünyevi hayatın getirdiği bütün her şeyden sıyrılmalıdır. Sevgi kendi adınıza değil, sevdiğiniz adına olmalıdır. İnsan dostunu da çocuğunu sever gibi sevmelidir. ‘Ben’cilik, üzüntüye sebeb olur. Yüreğim yüce aşkını bulmak için kartalların vardığı noktaları da aşacak. Eğer dünyevi bir hayat yaşamak isterseniz, bu hayat bütün bencilliği ve arzuları ile ruhunuzu öldürür. Arzunun zevkleri fırtınalıdır.
Değer bilinmemiş insanlar, tanınmamış çocuklar, sizler, gittikleri her yerde kötü insanlarla, tıkalı kulaklarla karşılaşanlar, hiç şikayet etmeyin! Çünkü bir kalp size karşı açıldığında, bunun en gizli hazlarını bir tek siz tadabilirsiniz. Bütün kötü günleri mutlu geçirilmiş bir tek gün silebilir.