Kan Kırmızı Karlar Askerliğin ve cephede savaşmanın anlatıldığı gibi destansı olmadığını, harp etmenin bize anlatıldığı gibi tatlı işlemediğini gösteren muhteşem bir kitap. savaşı icra eden askerlerin ne psikoloji ile yaşadığını çok güzel anlatmış. bence okunmalı. tadımlık bir alıntı bırakıyorum buraya:
"eğitim kampında sürekli surette nasıl hizmet edeceğimizi, düşmanı öldürmek için silahlarımızı nasıl kullanacağımızı söyleyip dururlardı ve bizler 'führer, milet ve vatan için' savaşmaktan ve gerekirse bu uğurda canlarımızı hiçe saymaktan gurur duyardık. ne var ki kimse bize, öldürülmeden önce nelere katlanmak zorunda kalacağımızı söylememişti. ya da ölümün her zaman aniden gelmeyeceğini de söylememişlerdi. ölmenin de pek çok çeşidi vardı. burada bulunduğumuz bir kaç günde yaralıların korkunç çığlıklarına sabretmek zorunda kalmıştık. buz tutmuş zeminde uzanmış halde ölmek korkunç bir şey olmalıydı. zihnimizi dehşetli düşünceler kaplıyordu. orada yatan bizler de olabilirdik ve yardıma kimse gelmeyebilirdi. kimse bize bunun olacağını söylememişti. ya da görevimizi yapma içgüdüsünden daha güçlü olan ve içimizi yavaş yavaş kemiren bu endişe haliyle nasıl başa çıkacağımızı da anlatmamışlardı. tek söylenen, bu durumla askerin kendi başına mücadele etmek zorunda kalacağıydı. ancak askerler, diğer askerlerin anlamaması için içinde taşıdığı endişeyi gizlemek zorundaydı. eğer gizleyemezse yaşadığı durum diğerleri tarafından korkaklık olarak yorumlanabilirdi. tıpkı saldırı altındayken bile düşmana ateş edemeyen grommel'in düştüğü durum gibi."