BiRLİK ASKERİ OLARAK İLK DERSiNiZ VERiMLİLİKTİR.
Mahalleleri kolaylıkla yakmayı ögrenirsiniz.
Birkaç, günde bir şehri tren raylar döşemek için temizlemekte zorlanmazsiniz.
Mahkumları, kimin önce ya da sonra geldigini hatırlayamayıncaya kadar birbiri ardına infaz edersiniz.
Birlik bir şeyi istediğinde olan budur.
Sınırlarınıza girer, sizi mahveder ve kendimize alırız.
Dikkatli dinlediğimde askerlerin gülümsemelerini, şakalaşmalarını, vatanlarına dair hikayeler anlattıklarını duyabiliyorum.
Şüphesiz, doğaları gereği kendileri kötü olmasalar da eylemleri kötü onların. Gözlerimi kapattığımda aslında kim olduklarını görebiliyorum: birilerinin ağabeyleri, birilerinin kızları. Onlar ailelerini ya da kendi ruhlarını korumak arasında seçim yapmaya zorlanmış çocuklar yalnızca.
Nereden mi biliyorum?
Çünkü ben de bir zamanlar onlardan biriydim.
Asagida askerler şakalaşıp kahkaha atıyorlar. Çünkü bu, onları gerçekte ne yaptıklarını düşünmekten alıkoyuyor, ama yakında Birlik onlan savaş alanına geri gönderecek. İnsanlarınızın çok fazla düşünmesine izin verir, insanlıklarını hatırlamaları için onlara zaman tanırsanız eylemlerinin korkunçluğunu fark etmeleri riskini alayorsunuz demektir. Masumların ellerine bulaşan kanlarını... Geriye bakıp arkalarında bıraktıklan: katliamı, Birlik adina kendilerinde feda ettikleri şeyleri görmeleri, acı içinde dizlerinin üzerine çökmeleri riskini alıyorsunuz demektir…