Dikkatimi dağıtmak icin adres defterimdekilere boş boş bakındım. Döküntüler deniziydi: Keşfettiğim bedenler, ı ötesinde uzattığım ilişkiler. Etrafimda bir milyar nefes alıp veren ağızla, hiç uyumayan sehrin önünde dikilmis o acınası dijital denizde dolaşırken çaresizliğin karanlık ürpertisini hissettim. Uyuşukluğun yayılması icin son bir kadeh daha koydum.
Taraçanın tepesindeki ağaçlar hışırdıyor, bahçeden gece oyunları oynayan çocukların bağırışları duyuluyordu. Merkürün kızgın
kum denizleri simdi cok uzak geliyordu. Savaşın damağındaki pis kokusu o kadar uzakta kalmıştı ki unutulmaya yüz tutmus rüya parçalarından farksızdı.
Hayat dediğin böyle olmalıydı.
Bu huzur. Bu kahkaha…