İnsanın hayatta en büyük zevkinin bugünkü gibi oburluk,sefahat,kibir,övünme,kıskançlıktan gelen rekabet gibi hırs zevkleri değil de, aydınlığa, acımaya hizmet etmek olduğu düşüncesi sadece bir hayal midir?
Evet,yüzyılımızda herkesin tekliğe kaçması,kendi kabuğuna çekilmesi,varını yoğunu başkalarından kaçırması insanları sadece hemcinslerinden uzaklaştırmak,karşılarındakini de kendinden nefret ettirmek sonucunu veriyor. Biriktirdiği servetin miktarı arttıkça “Artık kudretliyim,hiçbir ihtiyacım kalmadı!” diye düşünür. Akılsızın, ne kadar çok biriktirirse kendisini o ölçüde ölüme götüren bir iktidarsızlığa güttüğünden haberi yoktur, çünkü yalnız kendine güvenmeye alışmıştır o. Toplumda tek olarak sivrilmiş, ruhunu insanlara, insanların yakınlığına inanmamaya alıştırmıştır. Elde ettiği parayla sakladığı hakları yitirmemekten başka derdi, tasası yoktur.
Zira, insanların var olmasının sırrı yalnız yaşamakta değil, yaşamalarının nedenindedir. Ne için yaşadığını kesin olarak bilmeden insan yaşamayı kabul etmez, hatta dünya nimetlerine boğulsa bile kendini yok etme yoluna gider.