Acının her şeye egemen olduğu bir çağda yaşıyoruz: en çok insan öldürülen bir çağ çünkü bu. Özellikle, Türkiye'de her şeyin üstünü yoğun bir acı kaplamış: gülüşümüz bile acıdır bizim. Büyük bir ulusun son küçük parçası üstünde bırakıldık. Hem bir toprak yitikliğinin, hem de bir ülkü yitikliğinin acılarından kaynaklanıyor bizim acımız.
Bir gün Köprü'den Eminönü'ne doğru yürüyorduk:"Bak" diyordu bana, "Süleymaniye daha ışıklı Ayasofya'dan: gündüz de böyle, gece de böyle bu: neden mi?: kaynaktan: yapılıştaki." Durmadan bakıyordum bir oraya, bir oraya. Elimden tutuyordu: "Çünkü" diyordu bana, " biri doğrudan inandı, öbürü sonradan inandırıldı."