Sorun, bir şeylere alışmanızdır. Sonra günün birinde uyanırsınız ve marketteki reyonların yerini değiştirdiklerini, bu nedenle, kutulanmış meyvelerin yanından alınıp krakerlerin yanına taşınmış olan ayrı ayrı paketlenmiş elma pürelerini bulamadığınızı fark edersiniz. Veya küçüklüğünüzde, annenizle babanız kavga ederken yatağında yatmanıza izin veren ablanız bir anda telefonda oğlanlarla fısıldayarak konuşmaya ve Scrabble oynamak ister mi diye odasına uğradığınızda dışarı çıkmanız için bağırmaya başlar. Veya öğretmeniniz okul yılının bitmesine bir ay kala ortadan kaybolup sizi Suriye'nin başkentini bile bilmeyen ve hata yaptığını yüzüne vurmanızdan korktuğu için size asla söz hakkı vermeyen yedek bir öğretmenle baş başa bırakabilir.
Veya yıllardır oturduğunuz yemek masasında boş duran sandalye bir gün doluverir. Ve alıştığınız gibi ikiniz değil, üçünüzsünüzdür artık. Hiçbir şeyin değişmediğini, gerçekten değişmediğini, en yakın arkadaşının hâlâ en yakın arkadaşın olduğunu bilsen bile kendini rahatsız hissedersin, çünkü her şey, bütün ilişki biçimin değişebilir. Çünkü özlü sözü birebir aktarırsak, "Hiçbir insan aynı nehre iki kez adım atamaz."