Anneler kızınızla, babalar oğlunuzla arkadaş olunuz. Sizi saysın, sizden çekinsin ama asla korkmasın. Bilsin ki başına en büyük bir felaket bile gelse onun en candan yardımcısı, ilk koşup geleceği, sığınacağı insan sizsinizdir. Çocuklarınız buna inanırsa gençliğinin bir çok acıklı ve tehlikeli tuzaklarından kurtulabilirler.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kılık kıyafette iki ayrı cinsin birbirine özenmesi ve benzemesi hususunda kesin bir çizgi çizebilmek için genel anlamda bir ifade kullanmak veya bir hüküm ortaya koymak doğru olmaz. Her ülke, her bölge ve her beldenin kendine has örf ve adetini dikkat almak gerekir. Bir belde veya bölge ve ülkede kadınların kendilerine has erkeklerin de kendilerine has bir kılık ve kıyafetleri vardır. O yerde kadınlar erkeklerin kıyafetine, erkekler de kadınların kıyafetine özenir ve böylece oranın örf ve âdetine ters bir tutum içine girerse, o takdirde o kadınlara "erkekleşen kadınlar", o erkeklere de "kadınlaşan erkekler" denilebilir.
Rasulullah (s.a.v), kadının evde kocası için süslenmesini, boyanmasını, kokulanmasını önemle tavsiye etmiş ve "İsrail kadınları süslenmedikleri için, onların erkekleri zinaya düşmüştür" demiştir.
Hz Ömer (r.a.) evlenmek için Hz. Ali (r.a.)'den kızı Ümmü Gülsüm'ü ister. Hz. Ali (r.a.):
- Kızıma sormadan birşey diyemem, der ve gidip kızına sorar. Ümmü Gülsüm:
- Halife Ömer'i yakından görmedim, onu tanımıyorum ki, deyince, Hz. Ali:
-Öyle ise seni Halife Ömer'in evine göndereyim, görüşüp, tanışın, der. Bunun üzerine Ümmü Gülsüm gider. Hz. Ömer'le görüşüp, konuşup tanıştıktan sonra evlenmeye karar verirler.