Şu aralar marjinal okumalara kaydım.Fikirlerim bir hayli değişti.Sadece Türkiyeden değil insanlığın geleceğinden endişeliyim.
Egoyu at, gerisi gelir.
Nietzsche
My profile on Letterboxd boxd.it/42kYh
Görüldüğü gibi İslam’ı doğru anlamak için Kuran’a samimi, zorlama olmayan, kafasındakini zorla Kuran’a söylettirmeye kalkmayan, tutarlı bir şekilde yaklaşmak önemli şartlardan biridir.
Bazıları, Kuran’da “namaz” anlamında “salat” kelimesinin hiç kullanılmayıp, bu kelimenin hep “destek” anlamında kullanıldığını ifade etmişlerdir. Kuran’ı biraz dikkatli okuyan bir kişi bu iddianın yanlışlığını hemen anlayacaktır. Öncelikle bu iddia ayakta durma (kıyam), rüku (eğilme) ve yere kapanma (secde) ifadelerinin mecazi anlamda alınıp gerçek anlamında alınmamasına sebep olmaktadır ki bu hiç de makul gözükmemektedir. Bazı ayetlerde bu iddianın tutarsızlığı iyice gözükmektedir. Örneğin 4-Nisa Suresi 102. ayette, düşmandan bir tehlike gelme endişesi olduğunda bir grubun nöbet tuttuğunu ve diğer bir grubun bu arada secde gibi hareketleriyle namaz kıldığını, sonra namazı kılmamış olan diğer grubun gelip namaz kıldığını görüyoruz. Buradaki “salat” ifadesini hareketler içermeyen bir destek olarak alırsanız birçok mantıksız husus karşınıza çıkar; hareketli olmayan bir destekte bir grubun diğerinin arkasında nöbette bekleyip, bu arada o grup “mecazi anlamda secde ettikten” sonra gelip de öbür grubun da “destek vermesi” gibi anlamlandırmalar mantıksız olacaktır. Ayrıca 4-Nisa Suresi 103. ayette belirtildiği gibi namaz belirli vakitlerde insanlara farz kılınmıştır, Allah’ın
dinine destek ise her vakit yapılabilen bir eylemdir, bunun için belli vakitleri beklemeye gerek yoktur.
Ayrıca 72-Cin Suresi 18. ayete göre namaz kılınan yerlerde Allah dışında kimseye yakarılmamalıdır. Peygamberlerden, evliya zannedilenlerden veya ölmüşlerden yardım istemek Müslüman’a yakışmaz.
Bu ayetten savaş tehlikesinin olduğu bir durumda bile namazın secde de dâhil olmak üzere (secde kişinin en savunmasız halidir) yerine getirildiğini fakat nöbetleşe, silahları bırakmadan, düşmana fırsat verilmeden bunun yapıldığını görüyoruz.
Kişinin ibadette söylediklerinin farkında olması bir ruhsat ve bir kolaylık olarak görülmemelidir. Kişinin söylediklerinin farkında olarak ibadet etmesi, kişinin Yaratıcısı ile gerekli bağı kurması için önemli bir şarttır.