Şu aralar marjinal okumalara kaydım.Fikirlerim bir hayli değişti.Sadece Türkiyeden değil insanlığın geleceğinden endişeliyim.
Egoyu at, gerisi gelir.
Nietzsche
My profile on Letterboxd boxd.it/42kYh
Eğer Sünnilik şampiyonluğu yapanlar savundukları sistemi yaşarlarsa, halk Kuran’ın anlattığı İslam’ın değerini ve mezheplerin izahlarındaki felâketleri çok daha çabuk ve çok daha iyi kavrayacaktır.
Türkiye’nin sosyolojisine, geleneklerine, hayat tarzına birçok yönden damga vurmuş Sünniliğin ve Kuran’ın anlattığı dinin farkları aydınlarımızca ne yazık ki çok çok az bilinmektedir.
Bu popülist orta yolcu sınıftan daha değişik bir orta yolcu sınıfa da dikkat çekmek istiyoruz. Bu kişiler çok yaygın bir kitledir. Bunlar, “Ehli Sünnet’im” derler. Üstelik belli tarikatlara, gruplara mensup olduklarını söylerler. Fakat bu kişilerin mezhebine göre erkeklerin illaki sakal bırakması lazımken, bunlar sakalsızdır. Yine bu kişilerin mezhebinde tüm telli sazlar haramken, bunlar müzik dinler, üstelik kimileri radyo, televizyon kurup, müzik yayını bile yaparlar. Bunların mezheplerinde haremlik selamlık farzken, kadın sesinin duyulması bile şüpheli iken, radyo ve televizyonlarında başı açık kadın spikerler kullanır, erkeklerle kadınların karışık oturacağı ortamları menfaatleri gerektirirse oluştururlar. Üstelik ısrarla mezhepçi görüşleri savunur, Kuran’ın anlattığı İslam ile mücadele bile ederler. Bunların savunduğu başka, yaşadığı başkadır. Bu yaptıklarını “tebliğ taktiği” gibi kılıflarla açıklamaya çalışırlar. “Ortam müsait olursa, olsaydı” başlığı ile başlayan konuşmalarında; mezheplerin sakal bırakma, müzik yasağı, haremlik-selamlık gibi izahlarını temize çıkarmaya gayret ederler.
Oysa bugün, sorun sırf Kuran’dan başka kaynaklarla ilgilenilmesi değildir. Bugünkü dert, doğru ile yalanın ayırt edilemeyecek şekilde karışmış olmasıdır.