Teknolojik getirilerin geniş kitlelerce paylaşımı, ancak toprak sahiplerinin ve dini elitlerin, vizyonlarını dayatma güçlerinin yeterince baskın olamadığı ve yeni teknolojilerin yarattığı bütün üretim fazlasını kendilerine ayıramadıkları zamanlarda gerçekleşebilmiştir.
Üretimin teknolojik gelişmelere göre baştan organizasyonu, ilerleme uğruna veya kamu yararına yapıldığı iddia edildiğinde bile, zaten güçsüz olanları daha da güçsüz kılmaya meyillidir.
Ortaçağ toplumu genelde üç sınıflı toplum olarak tanımlanır: Hükmedenler, dua edenler ve emekçiler. Dua edenlerin en önemli rolü, emekçileri bu hiyerarşiye razi etmekti.
Baskı gücüyle kontrol edilmektense ikna gücüyle kontrol edilmek çok daha iyi diye düşünebilirsiniz. Pek çok açıdan haklı da olursunuz. Fakat modern bağlamda ikna gücü de iki açıdan bir o kadar zararlıdır. Birincisi, ikna gücü olanlar, yaptıkları tercihlerin neticesinde acı çekenleri gözardı etmeye kendilerini de ikna ederler (ne de olsa ikna edenleri tarih haklı çıkaracaktır ve yaptıkları şeyler kamunun iyiliğinedir.) İkinci, ikna gücüyle yaptırılan tercihlerin kötülüğü, şiddetle yaptırılan tercihlerinki kadar bariz değildir bu yüzden gözden kaçırılmaları daha kolay, düzeltilmeli daha zordur.