Deprem oluyor, yurttaşlarımızı kaybediyoruz. "Şimdi konumuz siyaset değil" diyorlar. Koronavirüs salgını tüm yoksulları kırıp geçiyor, "Bu mesele üzerinden siyaset yapmayalım" diyorlar. Oysa depreme karşı önlem alınması için toplanan vergiler, bu vergilerin kimden toplandığı, oluşan bütçenin nereye harcandığı tam da siyasetin konusu. Virüs, evet, insanları siyasi görüşüne göre hasta etmiyor ancak siyasi karar ve uygulamalar, pandemide halkın hangi kesimlerinin sağlık ve ekonomi açısından korunacağını belirliyor.
Devlet vergi toplarken Sünni, Alevi, Hristiyan, inançsız diye ayırt etmezken, din işlerini yöneten kurum sadece bir dinin bir mezhebinin inançları çerçevesinde hareket ediyor. Kaynaklar o yönde harcanıyor. Toplumsal yapı, o inançla şekillendiriliyor. Laikliği savunan herkesin, böyle bir “diyanet işleri” yapısına karşı çıkması gerekiyor.
10 yıl kadar önce Küba Komünist Partisi’nin davetlisi olarak Küba’ya yaptığım ziyarette, bir okulu gezme, öğrencilerle sohbet etme imkanı bulmuştum. Türkiye’deki eğitim sistemini anlatırken, bizim ülkemizde bir öğrencinin ilkokuldan üniversiteye kadar yapması gereken harcamaları alt atla yazdım. Çocuklar gülmeye başladılar. Tercüman arkadaşıma nedenini sorduğumda, Kim okumak için para verir ki? dediklerini söyledi.