İÇİMİZDEKİ DAVETSİZ MİSAFİR: VESVESE
(21. Söz - İkinci Makam'dan İlhamla)
Ey takıntı hastalığına yakalanmış, içi içini yiyen dostum!
Biliyor musun, senin bu "vesvese" dediğin şey neye benzer? Tıpkı bir musibete, bir belaya benzer. Ona ne kadar önem verirsen o kadar şişer; önemsemezsen söner gider. Ona "büyüksün" diye bakarsan devleşir; küçümsersen cüceleşir. Ondan korkarsan omuzlarına biner, seni hasta eder; korkmazsan hafifler, saklanır.
Onun ne olduğunu bilmezsen seninle yaşamaya devam eder; ama maskesini düşürüp onu tanırsan çeker gider. Çünkü vesvese karanlığı sever, bilgi ışığında barınamaz.
Gel, şeytanın en çok kullandığı bu sinsi silahın beş farklı yüzünü sana anlatayım. Belki de bu anlatacaklarım, sana ve bana şifa olur.
BİRİNCİ YARA: "İçimden Kötü Sözler Geçiyor"
(Şüphe ve Çirkin Sözler)
Şeytan önce kalbine bir şüphe atar. Kalbin iman dolu olduğu için bunu kabul etmez. Şeytan bu sefer taktik değiştirir; inandığın değerlere, hatta Rabbine karşı içinden küfür gibi, hakaret gibi çirkin sözler fısıldar.
Sen ise "Eyvah!" dersin, "Benim kalbim bozulmuş, Rabbime karşı ne edepsizce şeyler düşünüyorum." Dehşete kapılırsın, huzurdan kaçmak, gaflete dalıp unutmak istersin.
İşte Merhemi:
Ey içi sıkılan dostum, telaş etme! O çirkin sözler senin kalbine ait değil. Çünkü o sözler geçerken senin kalbin rahatsız oluyor, üzülüyor, "Keşke gelmese" diyor. Eğer o sözler senin olsaydı, kalbin onları benimserdi.
O sözler, şeytanın senin kalbine yakın bir noktadan yaptığı fısıltılardır (Lümme-i Şeytaniye). Sen, "evimin önünden geçen serserinin küfürlerini" kendi sözün zannediyorsun.
Unutma: Hayalden küfür geçmesi, insanı kâfir yapmaz. İçinden geçen çirkin söz, senin hükmün değildir. Zarar nerede biliyor musun? O sözleri kendinin sanıp üzülmende. Şeytanın istediği de bu: