Dünyamı artık ilaçlı olarak seyrediyorum; kanıma zehrini katan bir iğne veya bir tutam toz beni bir masal alemine sürükleyip götürmüştü. Tamamen yaşadığıma kani değildim, hayatla ölüm arasında, sanki, bir araf geçidindeydim, alnıma yazılmış olan devrimi iradesizce ikmale çalışıyordum. Bundan ötesi ya sonsuz bir aydınlık, ya tükenmez bir karanlık olacaktı. Hangisine düşeceğimi bilmediğimden hâlin devamını istiyor, karar almaktan korkuyordum.
Kendini heyecan ve ıstıraplardan korumaya başlamak ihtiyarlığın ilk alâmetidir. Gönül kocamaz derler; halbuki rahatını kaçırmamak istediği gün gönül kocamış sayılır.
Ateş ve alevken altın olarak donuvermiş bir meşale . . . Ben bu şuleyi takip etmekteyim. Bir dağ gezintisine gider gibi değilim; muhakkak o nurun ardından yüksele yüksele yeni bir Tur'a çıkıyorum, gökten gelen bir davete icabet ediyorum.