Uzun süreden beri canlı canlı parçalandığım duygusuna kapılmıştım.Sadece cismim değil ruhum bile kalbimle çelişiyordu, birbirleriyle anlaşamıyorlardı. Sürekli bir çeşit dağılma ve garip bir ayrışmadan geçiyordum. Kimi zaman inanamadığım şeyleri düşünüyordum, kimi zaman aklım bana sitem ettiği halde bende acıma hissi doğuyordu. Genellikle birisiyle konuşurken veya bir iş yaparken değişik konular hakkında bir konuya girsem dikkatim başka yerde, düşüncelerim bir başka yerde oluyordu, ve içimden kendime kızıyordum. Bozulma ve parçalanma halinde bir güruhtum ben.
Galiba şu ana kadar kendimi tanımamışım ve şimdiye kadar tasavvur ettiğim dünya kendi gücünü ve anlamını yitirmiş, yerine gecenin karanlığı hakim olmuştu. Çünkü bana geceye bakmamı ve geceyi sevmemi öğretmemişlerdi.