Birden arkasını dönüp beni oturur görünce hortlak görmüş gibi bağırdı. Ne dedi bana biliyor musunuz? "Sesin neden yok? Sen ne meşum bir kızsın böyle"
"Meşum" ne demek bilmiyordum. Babam iki dirhem bir çekirdek kapıda duruyordu.
Anneme gücenik bakışlarını yakaladım yüzünde. "Meşum ne demek baba? " diye sordum.
Babam annemden bakışlarını ayırmadan "h" harfinin üzerine basa basa "Meşhum akıllı demektir Osmanlıda" deyip kestirip attı. Ben "h" harfinin olmadığını biliyordum ama. Evden çıkıp köşeyi dönünce çantamdan lügatımı çıkarıp baktım. Uğursuz, fena, kötü demekmiş. Doğduğumdan beri hissettiğim, kalbimin etrafını kaplamış o buz gibi şüphe hakikattir.
Annem beni sevmiyordu.
Sevgisizliğini saklamak için anlamayacağım bir kelime seçmişti. O kelimeyi babacığım sokuşturmaya çalıştığı küçücük bir "h"harfi hayatımın en karanlık, en bulanık ışığı olup yandı kafamda.
"Annen seni sevmiyor "