Özlem Saltık Caner

Özlem Saltık Caner
@Readermoon
Birden arkasını dönüp beni oturur görünce hortlak görmüş gibi bağırdı. Ne dedi bana biliyor musunuz? "Sesin neden yok? Sen ne meşum bir kızsın böyle" "Meşum" ne demek bilmiyordum. Babam iki dirhem bir çekirdek kapıda duruyordu. Anneme gücenik bakışlarını yakaladım yüzünde. "Meşum ne demek baba? " diye sordum. Babam annemden bakışlarını ayırmadan "h" harfinin üzerine basa basa "Meşhum akıllı demektir Osmanlıda" deyip kestirip attı. Ben "h" harfinin olmadığını biliyordum ama. Evden çıkıp köşeyi dönünce çantamdan lügatımı çıkarıp baktım. Uğursuz, fena, kötü demekmiş. Doğduğumdan beri hissettiğim, kalbimin etrafını kaplamış o buz gibi şüphe hakikattir. Annem beni sevmiyordu. Sevgisizliğini saklamak için anlamayacağım bir kelime seçmişti. O kelimeyi babacığım sokuşturmaya çalıştığı küçücük bir "h"harfi hayatımın en karanlık, en bulanık ışığı olup yandı kafamda. "Annen seni sevmiyor "
Sayfa 99·Kitabı okudu
Reklam
Bütün insanlarda olduğu gibi, Nehlüdov'un içinde de iki insan vardı. Biri, başkalarına da yarar getirecek iyilikler peşindeki ruhsal insan, diğeri yalnız kendisi için iyilik arayan ve bu iyilik için dünyanın bütün iyiliklerini gözden çıkarmaya hazır tensel insan.
Sayfa 72·Kitabı okudu
Iyilik uğruna yapılan şeylerin başta hep alayla karşılandığını, gülüp geçenlerin gözlerinin açılmayacağını biliyordu ve kötülüklerini daha fena şekillerde göstereceklerine, gözlerinin kenarlarını kırıştıran sırıtışlarla baklalarının daha iyi olduğunu düşünüyordu. Kendi kalbi gülüyordu ya, bu ona yetiyordu.
Sayfa 88·Kitabı okudu