Kalbin bir gün seni sevgiliye götürecek. Ruhun bir gün seni sevgiliye taşıyacak. Sakın acından kaybolma. Bil ki çektiğin acı bir gün dermanın olacak.
Mevlânâ
Bir an içinde ona karşı yoğun bir şefkat dalgası geçti. Onun bütün yaralarını tam da o dakikada sarmak istedim. Biz kadınlar zaten böyle değil miydik? Acıdan ölürken bile hayat vermek birincil görevimiz arasındaydı. Sanki başkalarını yaşattıkça yaşıyorduk, başkalarını mutlu ettikçe mutlu oluyorduk ve başkalarına var ettikçe var oluyorduk. Sonra elimize kendimize yetecek bir ben kalmıyor ve tükeniyorduk ama bunu dahi çoğumuz idrak edemiyorduk. Oysa biz hepsine katlanabiliyorsak onlar da pekala dayanabilirdi. Zira kimsenin yerine acı çekmemize ihtiyacı yoktu. Çünkü kimsenin adına büyünmüyordu.
Ben dua etmeyi çoktandır unutmuştum. Sanki birkaç şeyi birden istesem olmayacak gibi hissedip duadan kaçındıkça istemeyi unutmuştum. Ne kadar az şey dilersem gerçekleşme ihtimali o kadar yüksek olur diye düşündüğümü daha yeni yeni fark ediyorum. İşte bunlar hep bilinçaltımızdaki kıtlık bilinci ve değersizlik duygusu ile doğru dua etmeyi bilmemekten kaynaklanıyordu. !!