Yazarın okuduğum ilk eseriydi ve söylemeliyim ki hayran kaldım. Kahramanımız Mürşit'in dünyası, baştan sona karamsarlıkla örülüdür.
"Gerçi yaşamayıp ne yapılacağını da bilmiyordu, bunu pek düşünmek istemiyordu, düşünürse dayanamamaktan, içinin yine alıp başını gitme isteğiyle dolmasından korkuyordu."
Mürşit, ailesi yüzünden hayalini kurduğu hayatı yaşayamamış ve bu yüzden içten içe çürümeye başlamıştır. Bu süreçle de susarak baş etmeyi seçiyor; çünkü mücadele edecek, düşüncelerini ve isteklerini paylaşacak, direnecek gücü kendinde bulamıyor.
Roman boyunca Mürşit’in pişmanlıklarını, keşkelerini, kendini asla affedemeyişini ve vicdanının ağır yükünü okuyoruz. Romanın sonunda ise Mürşit dünyadaki rolünü kabullenir.
️Okurken yer yer Mürşit’in karamsarlığına ve çabasız, boş bir hayat sürmesine öfkelensem de romanın yüzümüze çarptığı o sert gerçeklikten kaçamıyoruz; yazar bunu sade ama etkileyici bir dille aktarmayı başarmış.
Keyifli okumalar