Tahir
“Varmi başka bişi ?malum yol uzun”
Melek
“Var aslında…yaylada soyunurken kıyafetlerimi poşete koymuştum banyoda unuttum bir ara onları bana getirir misin?”
Tahir
“Sevdin mi yayla evuni?”
Melek
“Çokk!hele o divan…Serhan’ın dediği kadar rahatmış”
Tahir
“Ozman yine götüreyum senu,”dedi serseri bir gülümsemeyle”divanda uyur banyoda soyunursun”
Kalbim hızlandı yüzüm alev alev ! Ne dedi o öyle yaaa!! Ancak başımı sallayabildim yanaklarım çayır çayır yanarken arkamı dönüp eve doğru yürümeye başladım o gaza basıp uzaklaşınca arkasından yağdırmıştım
“Senun allah belanu versun tahir…kuracağun cümleyu harf harf sikeyum,oğlum. Divanda uyur banyoda soyunursun ne demek ,it ! Ula beton kafa, turşu bidonli beyinli, Karadeniz aygırı! Kıza bi gel seni yatağa atayum demediğin kaldu ! Seni hayvan herif oldu olacak sabununi köpürtüp sırtını da kesele!”
Melek
“Sende Eyi aliştun ha beni kucaklamaya”
Güldü dudağının kenarıyla ama o nasıl gülüş yarım tapılası bir gülüş üstelik bu yakından güldükçe çenesinde belirginleşen gamzesi fazlasıyla netti offf ben gene sıcaklandım sobadan mı nedir?
Tahir Tuna Boral’ı
“Sıcaklığın hala kucağımda dememiş miydum saa…aralarında mıknatus varidur daa çekey kızum “