İçi yana yana,kendine söve söve reddetmişti genç kadını.
Ancak onu düşünmediği tek bir gün bile olmamıştı…ve imkansız gerçek olmuştu sılası tam karşısındaydı
Serhan
“Sana bir şey daha diyeceğim
Bizim timde Karahan varya…”
Sıla
“Evet?”
Serhan
“O bile fark etti komutanım gözleriniz başka parlıyor dedi”
Sıla
“Sen ne dedin peki?”
Serhan
“Gözümün önünde öyle bir yüz varki nasıl parlamasın dedim “belki içimden dedim ama sayılır mı?…”
Sıla
Gülümsedi ve derin içini çekerek “Sayılır tabii…
Sıla
:“Ne yesem ki?”
Serhan:
“ne istersen…”
“kusura bakma,uykusuz geldim buraya.seninle ilk kahvaltıyı kaçırmak istemedim.”
Sıla:
”Benimle kahvaltı yapmak için uykundan feragat ettin yani?”
Serhan:
”Operasyonda gecelerce uyumadığım olur. Bir gün daha eksik uyusam ne olur ki?Hem seni görmek varken insan zaten uyumak istemez…”
Koltukta doğrulup küçük bir kedi yavrusu gibi dikiz aynasından gözlerine baktum.Eh…Nazlı nazlı da kirpiklerimi kırpıştırmayı da ihmal etmedim.
“Ula sen var ya… insani dinden İmandan çıkarırsun!Yeminle senin peşine takıldığum güne söveyrum bi otur oturduğun yerde bi rahat dur sanki başuna iş gelince ben uğraşmayacağum!uğraşan kim? Ben! Kahri çeken kim? Ben! Sonra çıkmış bana masum masum bakay… ula bakma öyle, ömür törpisi!”
İç sesimden..Öffff… amma sövdün be çam yarması ne olacak!
“Ama tahirçiğim” dedim şirinlikle
“bence bu kadar sinir iyi değil cildine zararlı bi kere Erkan yaşta kırışmak mı istiyorsun sen ? En iyisi ben sana papatya çayı yapayım”
“Papatya çayı?”
“Hı hı,papatya çayı”
“Beni öyle bi hale koydun ki komple papatya tarlası girse be fayda…”
Cama dönüo sigara resmen ağzına tepti söylenerek
“Papatya çayi edecekmuş…”
“Çık çık çık, çok ayıp…”
“Ne meleği ula! Şeytanınun trabzon şubesidur o!”
“Alti üstü bacağını kirip evde oturacasun çok mi zordir? Ha illa gitmek isteysun? Söyle da ! Söyledin demi yok deduk? Bir de gittiği yere bak hele? Mizgali! O itin yuvası! Kafayı siyiracağum,kafayi!”