Gerçek mutluluk, yavaş yavaş, azar azar gelir ve bu bizim hayata bakış açımızla, çevremizle, çevremizdekilere karşı davranışımızla doğrudan doğruya ilgili ve orantılıdır.
Mutluluk, birbirini tamamlayan ufak tefek şeylerin birikmesinden doğuyor..
Tan yeri pırıl pırıl parlar, önce dağların dorukları altın yıldızlar içinde kalır, sonra bozkırın hafif rüzgarı koyu mavi bir dalga gibi yüzümüze çarpardı. O yazın şafakları aslında bizim aşkımızdı. Her gün pırıl pırıl yeniden doğan aşkımızın şafakları..
Genç kızlar ve genç kadınlar en güzel elbiselerini giyer, bindikleri devenin yürüyüşüne göre sallana sallana,yemyeşil çadırlar ve dupduru ırmaklar üzerine yakılmış türküleri söylerlerdi..