Bu şehir laubaliliğin, kötülüğün, ikiyüzlülüğün, kaynaştığı bir şehir. İyi insanlar yok mu? Dolu.
Ama nasıl çekilmişler nasıl ürkmüşler, nasıl kapanmışlar bir yere? Neredeler?
Bu boş sandalye birdenbire doluvermeli. Kim gelip oturmalı? Hiç kimseyi istemiyorum. Ama sandalye... Bir insanı bekler gibi duran sandalye? Onu yapan sandalyeci yaman adammış doğrusu. Sandalyeye insan bekletmesini bilmiş.
Balzac :
" Düşüncelerinde hiçbir kımıldama yoksa düşünceliler kendilerini düşüncesizlerden daha ileri sanmasınlar" der.
Böyle günlerin birindeyim. Beni yaşamaya çağıran hiçbir şey yoktu..
Ölüye ağlayamayan insanların huzursuzluğu içindeyim. Gülenlere kızıyorum. Halbuki ben yaşamayı severim,delicesine! Öyle şeyler bana vız gelir ki günler boyunca,
Düşmanlıklar, iftiralar, yalanlar, parama göz dikenler, sevgilime beni yerenler, hepsini, hepsini sevdiğim günler, saatler vardır. Bütün kinim yirmi dört saat sonra eski zaman havuzları gibi sakindir.
AMA bugün yemişlere, çiçeklere bile düşmanım. Karanfil satan adam gülüyor, ötede simitçi gülüyor, Benden başka hepsi mesut.
TOPUNUZUN ALLAH BELASINI VERSİN!
İçki, sevgili, eş, aile, arkadaşlar, eğlence, dünya işleri, bir aralık fikir bile.. Hepsi, hepsi zarına iğne batırılmış, cıgara tutulmuş kırmızı, yeşil, sarı, turuncu balonlara döndüğü günlerimiz olur. Her şey rengini, uçarlığını, sevincini lahzada boşaltır. Öyle zamanlarımız olmamasına imkan mı vardır. Balonlarına hiç iğne batırılmayan insanlar da yaşıyor.
Onları gün olur kıskanır, gün olur küçük görürürüm..