Esirler birbirine fazla yakınlık göstermiyordu. Herkes kendi sorunuyla meşguldü. İlk günler karşılıklı bakışmalarla birbirimize cesaret veriyorduk, ama kısa zamanda hissizleşmiştik.
Yinede orada aramızda bir bağ oluştuğunu seziyordum. Hepimiz aynı acıyı çekmek zorundaydık. Ama bunu herkes kendi başına çekiyordu. .
Annemi düşünüyorum. Tanrı vere de benim başıma gelenler ailemin başına gelmemiş olsa. Ne olur hayatta olsunlar, Tanrım diyordum. Başlarda günleri sayıyordum. Sonra bir zaman geldi, saymayı unuttum, tamamen kendiliğinden..
Sirenler ulumaya başladığında bodruma kaçıyorduk. Yaklaşık yirmi metrekare büyüklüğünde, tünel gibi kapkaranlık büyük bir odaydı. Eskiden orada kışlık erzak depolanırdı. Şimdi bazı günler oraya yirmi yada daha fazla kişi sıkışıyorduk. Çünkü komşularda korunacak yer arıyorlardı..