Alexandra Cavelius

Alexandra Cavelius

8.6/10
454 Kişi
·
1.634
Okunma
·
24
Beğeni
·
3.101
Gösterim
Adı:
Alexandra Cavelius
Unvan:
Gazeteci, Yazar
Doğum:
1967
1967 yılında doğan Alexandra, aslen Alman gazetelerinde günlük makaleleri yayımlanan bir Gazetecidir. Alexandra, kadınları konu alan makalesi için Sarajevoda araştırma yaparken, Leila (Leyla) ile tanışır. Fakat kitabı hazırlarken olayların yaşandığı yerlerin ve kişilerin adlarını değiştirerek Leyla adlı kitabını hazırlamıştır.
"Bir ulusu yok etmek istiyorsanız kadınlara ve çocuklara işkence ve tecavüz edin, bunu yapın ki asla normale dönemeyip üreyemesinler. İşte o zaman o milletin kökünü kurutursunuz."
Üç asker ardından koştu. Kızı dövmeye başladılar, çizmeleriyle kafasına vurdular. Yüzü yaralı olan, bir anda silahını çekip karnına ateş etti.
Aslında savaşın başladığını Zerrin’in ölümüyle ancak şimdi kavramıştım. İnsanların bir değeri yoktu. Sinek gibi ölüyorlardı.
“Aşkın farklı bir sesi var. Aşk bir düş gibi. Aşk, bazen konuşulamayan bir kelime. Aşk yitip gitmemesi gereken bir güç.”
Akşam olunca koyunlar gibi kokmuş ahırlarımıza geri dönüyorduk. Önce gelen altına biraz saman koyacak kadar şanslıydı.
Alexandra Cavelius
Sayfa 65 - pegasus
Kitap Bosna da yaşanan acıları anlatmak için yazılmış gerçek bir hikaye.Ama ben bu kitabı da beğenmedim.Çünkü kitapta Leyla ya tecavüz ediliyor ve bütün kitap bu tecavüz sahnelerinden ibaret.Keşke bu kadar kolaya kaçmadan bize Bosna da yaşananlar hakkında bilgiler,detaylar ve yaşanan acıları daha etkileyici bir şekilde verebilseydi.Koca kitapta tecavüzden başka bir şey anlatılmamış.
Kızın başına her gelen olayın ardından duraksadım. Acaba benim başıma bunlar gelse ilk ne yaparım, ne düşünürüm.. Bunca acıya katlanabilir miyim ki.. Sanırım bu kız gibi yeniden hayata dönemezdim. İnsanlık ölmüş dedirten bir kitap. İnsanlar bu kadar acımasız olabiliyor. Bizim filmlerde izlediğimiz ya da kitaplarda okuduğumuz hayatları, bir çok insan yaşamış olduğunu "Leyla " kitabında gördüm . Okunması gereken bir kitap.
İlk sayfadan itibaren; anlatımın akıcılığı bir yana hikayenin yaşanmış olaylardan esinlenerek yazılması, merakla okumamı sağladı. Yakın tarihte, sadece Türk oldukları için zulmedilen insanlar ve aklın hayalin ötesinde eziyetlerin politika olarak belirlenmesi, bu kadarı da olmaz dedirten gerçekler. Yazık... İnsanların tepkisiz kalması ve bir çok olaydan ne yazık ki haberdar edilmeyen insanlar. Üstü örtülmüş yaşanmışlıklar ve sinmek zorunda kalan mağdurlar.
Son sayfalarında beni saran hüzne dayanamayıp ağladım. Kolay kolay okurken ağlamayan biri olarak bende bıraktığı etkiyi paylaşmak isterim.
İster istemez şu soru geldi aklıma: İnsanlar bu kadar nasıl zalim olabilmiş? Savaşlar olmuş ve ne yazık ki hâlâ oluyor. Bundan ne türlü olursa olsun menfaat sağlayanlara da öfkelenmemek kahretmemek mümkün değil.
Balkanlarda neler olup bittiğini anlatan, okurken nefesinizi kesen, kapağını kapattığınızda sizi gözyaşlarına boğan inanılmaz bir kitap. Sırf etkisinden dolayı bu yaz tatilimi Balkanlara gitmek üzere ayarlamış bulunmaktayım.
Hayatımda okuduğum en kötü kitaptı. Gerçek bir hikaye olması tüyler ürpertici. Bu kitabı okuduğuma pişman mıyım evet .
Savaşın sadece evleri yıkıp geçmediğini beraberin de hayatları ve umutları da götürüyor. Ve insanları ayakta tutan tek şey hayalleriydi. Bu kitapta katlanamadığım şey kadınların maruz kaldığı kötü çok kötü durumlardı... Savaş onlardan sadece hayatlarını çalmamış yaşama sevinçlerini de ellerinden almıştı. Bu yıkımdan sağ kurtulanlar gülmeyi ve konuşmayı unutmuşlardı.
Bu genç kızın kaderi Balkanlardaki savaşın çılgınlığını yansıtıyordu. Herkes suçluydu. Müslüman, Sırp ya da Hırvat olsun, fark etmiyordu. Ama kötülerin içinde iyiler de vardı. En kötüsü de en yakınları tarafından ihanete uğramak zaten her şey böyle başlamıştı onun hayatında...
Müslümanları küçük düşürmeleri hiç hoşuma gitmemişti. Sayfa 61'den hindi çiftliği ile sayfa 129'a kadar olan bölümleri geçmek bilmeyen beni okuduğuma pişman eden yerlerdi. Yazarımız her ne kadar gerçekte olsa bu olayların üstünü kapatıp fazla detaya girmeden anlatabilirdi.
Fazla uzatmaya gerek yok. Savaşlardan nefret ederim. Tüm yıkımları gözler önüne seren bir kitaptı. Okumanızı tavsiye etmem ayrıca neden saçma kitaplar beni bulur anlamadım.
Umarım diğer kitabım güzeldir...
Uzun zamandır dram romanı okumamıştım. Dram çok sık okuduğum türlerden biri olmasa da kaliteli bir dram bulduğumda okumadan geçmek istemem. Leyla' da böyle dikkatimi çekti okuyanların yorumu ve konusu bende merak uyandırdı.
Okumaya başladım ve roman beni sıktı, gerçekten okurken sıkıldım. Okurken bir türlü hissedemedim, ne yaşananları ne karakterleri. Romanda yaşanan olaylar gerçekten çok acı verici ve dehşet doluydu ancak hiçbirini hissedemedim. Yazar o güzel konuyu o güzel mesajı almış ve berbat etmiş. Yazar olayları üzerinize sanki bir kovayla döküyor ve yeni bir bölüme geçiyor, siz yaşananları ne anlayabiliyorsunuz ne de hissedebiliyorsunuz. Sanki kelime sınırı varmışta açıklamadan yazıp gitmesi lazımmış gibi bir aceleyle sayfalar akıp gidiyor, keşke daha uzun olsaymış ve anlatıma daha çok özenilseymiş.
Değinilmek istenen konu gerçekten çok önemli ve güzel ama yazar iyi iş çıkaramamış. Kitap sadece Leyla'nın ağzından değilde başka karakterlerin de bakış açılarıyla yazılsa daha anlaşılır olabilirdi sanırım. Bu kitabı okumak yerine dramı gerçekten hissedebileceğim Kız Kardeşim İçin'i ikinci kez okusam dahi iyi olurdu.
Kitaba çok ağır bir yorum yaptım farkındayım ama okurken hiç etkilenmedim, sıkıldım, araya giden konuya üzüldüm.
Leyla 16 yaşında savaşın ne olduğunu gördü.
Artık Leyla'nın gündüzlerine güneş doğmuyor, gecelerinde yıldız olmuyordu, her gece aynı kabuslarla uyanıyor, her gün ölmek istiyordu ve onu ayakta tutan tek şey hayalleriydi.

Gerçek yaşanmış bir hikaye olduğu için çok etkilendim ve bir solukta okudum kesinlikle herkesin okuması gereken bir kitap.
Ben bir arnavut kızı olarak savaşı gönülden hissedenlerdendim o dönem içinde... İnsanlığın pis zihniyetli kendi siyasi ideolojileri için hem kendi halkına hem savaştığı diğer halklara nasıl acımasızca davrandığının yakından şahit oldum. Kosova' da ki ailemin burada ki kamplara yerleşmesi savaşın bitmesini dört gözle bekleyip yurtlarına dönmek istemelerini dilleri ve gönülleri ile her daim hissettirdiler bize.

Leyla' yı okuduktan sonra savaşın gerçek yüzünü, tokat gibi carpmasini ailemin savaştan küçük yaralar alip kurtulmasını gorunce binlerce sukrettim Rabbime... Bu nasil bir aci,bu nasil agir bir sinavdir diye diye kitabin her satirinda saskinlik,keder ve üzüntü ile okudum.

Vatan ve millet bütünlüğünü,bir bayrak altında ulusça barış icinde yasamanin ne buyuk nimet oldugunu bir kez daha anladim.meger serefimizi, namusumuzu, ekmegimizi koruyan Rabbimden sonra bir bayrak altinda yasamamizmis Allah bize bu degerlerin farkina varmamizi nasip etsin.Konunun disina ciktim affiniza siginarak Leyla okunmasi gereken kitapligimiz da yerinin olmasi gereken kitaplardandır ...
Surukleyici, dolu dolu heyecan,dram,ask, guven ve guvensizlik...soluk soluga bir roman siddetle tavsiye edilir...yarida biraktiginizda aksama kadar "acaba Leyla nasil simdi"diye beyninizi mesgul edecek bir roman...
Okurken defalarca hayır boyle olmasin dedigim aci icinde gecen bir okumaydi. Aslinda en acı olan Bosna katliami sırasında bu kitapta gecenlerin aslında birebir yaşanmış olması eksigi var fazlasi yok derecesinden. Savasta kadınların ne zorluk yasadigini empati kurarak dakika dakika yasadim bu kitapla. Ister istemez kendinizi aglarken buluyorsunuz.

Yazarın biyografisi

Adı:
Alexandra Cavelius
Unvan:
Gazeteci, Yazar
Doğum:
1967
1967 yılında doğan Alexandra, aslen Alman gazetelerinde günlük makaleleri yayımlanan bir Gazetecidir. Alexandra, kadınları konu alan makalesi için Sarajevoda araştırma yaparken, Leila (Leyla) ile tanışır. Fakat kitabı hazırlarken olayların yaşandığı yerlerin ve kişilerin adlarını değiştirerek Leyla adlı kitabını hazırlamıştır.

Yazar istatistikleri

  • 24 okur beğendi.
  • 1.634 okur okudu.
  • 11 okur okuyor.
  • 326 okur okuyacak.
  • 13 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları