Recep eser

Recep eser
@RecepEser
Diyarbakır
Diyarbakır, 30 Ağustos
76 okur puanı
Mayıs 2017 tarihinde katıldı
İNSANLAR ÖLÜYOR
İnsanlar ölüyor biliyormusunuz? Şimdi diyeceksiniz ki zaten ölümlü dünya. İnsanlar doğar, yaşar ve ölürler. Evet doğru. Hayat böyle. Dünya böyle bir yer. İnsanoğlunun doğası bu. Yüce ALLAH’ın kanunu bu. Evet kesinlikle öyle. Peki ölümler nasıl. İnsanlar nasıl ölüyor hiç düşündünüzmü? Bir yerde insanlar ölürken başka yerdeki insanların durumlarına bakalım isterseniz. Bir yerlerde savaş olur, insanların üzerine bombalar, füzeler yağar. Kahrolası savaşlardan insanlar çok etkilenir. En çokta çocuklar etkilenir. Savaşlarda insanlar ölür. En çokta çocuklar ölür. Başka yerde insanlar zevk sefa içerisinde uzun yıllar yaşar ve yaşamlarının sonuna kadar yine zevk sefa içinde devam ederler. Başlarına bomba yağan insanlar akıllarına bile gelmez. Ama onlarda ölürler. Bir yerlerde insanlar yiyecek yemek, içecek su bulamamadan gıdasızlık had safhadadır. Ve bunlardan dolayı insanlar ölür. Bir başka yerlerde insanlar fazla yemek yemekte, içki ve bir çoğumuzun bırakın tadını, adını dahi bilmediğimiz sıvıları tüketirler. Açlıkmış, susuzlukmuş, gıdasızlıkmış akıllarına dahi gelmezler. Ama onlarda ölürler. Kimileri bir parça yemek alabilmek için saatlerce yemek kuyruklarda beklerken ölür. Kimileri de saatlerce maç için stadyumlarda, dans için barların önünde vb. yerlerde kuyruklarda beklerler. Ama onlarda ölürler. Kimileri emekli maaşlarını almak için banka yada ATM kuyruklarda beklerken ölür. Kimileri casinolarda kumar kuyruklarında zar atmak için beklerler. Ama onlarda ölürler. Kimileri Kızılay, Kızılhaç vb. yardım kuruluşlarının yada hayır çadırlarının önünde can verirken. Kimileri ise bol yıldızlı otellerin sınırsız açık büfelerinde tıka basa yer. Ama onlarda ölürler. Kimileri soğuktan donarak gözlerini kapar bu dünyaya. Kimileri aşırı sıcak yerler de keyiflerine keyif katarlar.
Köşe Yazısı
Reklam
SIVI YAĞ MARKET MUHAREBESİ Günlerdir Rusya-Ukrayna savaşından bahsediyoruz. Başladığından beri ellerimizde kumandalar o kanaldan o kanala gezip savaşta ne oldu, taraflar neler yaptı, kaç kişi öldü, Kiev’e girdiler mi Nato, BM ne yaptı. vs. vs. Birileri yine bir oyun yazdı. Şimdi o oyun sahneleniyor. Hepimiz bu oyunu izliyoruz. Oyunu yazanlar oyunun sonunu biliyor. Göreceksiniz sonu hiç sürpriz olmayacak. Ne olursa olsun sonuç itibari ile savaş APTALLARIN çıkardığı, GARİBANLARIN öldüğü çok kötü bir şey. Savaş kötü ama Ukrayna’da da kötü, Suriye’de Irak’ta, Libya’da, Somali’de, Vietnam’da, Bosna’da, Afganistan’da, Nijerya’da, Uganda’da, Aden’de, Guyana’da, Mısır’da, Filistin’de, Sudan’da ve dünyanın her yerinde kötü. Bir yerde kötü ise diğer yerlerde de kötüdür. Kısacası batının ikircikli tavrı ile görmezden gelinen yerlerde daha kötüdür bu kahrolası savaş. Silahların konuştuğu her yerde bitmesi ve barışın her yere gelmesi en büyük temennimiz, en büyük beklentimiz. Gelelim asıl konumuza; Bombalarla,füzelerle yapılan savaşta neymiş, Biz ülke olarak tarihin en büyük SIVI YAĞ SAVAŞINI yaptık. Yapmaya da devam ediyoruz. Algıya baksanıza; Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle ayçiçeği üretimi azalmışta, bu yüzden sıvı yağa zam gelecekmiş te, şu olacakmış ta, bu olacakmış ta. Bunları söylemek sosyal medyada paylaşmak yeterli. Sonrasında gelsin paracıklar. Çünkü milletin koşa koşa geleceğini biliyorlar. Peki millet ne yaptı? Haydi marketlere hücum. Onlarca yağ alanlar. Marketlerde izdiham yaratanlar. 1 yerine 10 tane alanlar. Alamayan almasın banane diyenler. Yangından mal kaçırır gibi saldıranlar. Plan tıkır tıkır işliyor. Algının birinci ayağı tamam. Sıra ikinci ayağında. Raflardan yağları indir depoya koy. Sorana yok de. Birkaç gün sonra 3-5 katına sat. Nasılsa millet kuzu
Köşe Yazısı
DÜRÜSTLÜK TÜRKÜCÜLERİ Türküler, türkülerimiz; Ne güzeldirler. Dinlediğiniz zaman alıp götürür bizi. Birde bakmışsın ki başka diyarlardasın, köyünde yada sevdiğinin, sevdiklerinin yanındasın. Dinlediğin zaman gerçekleri görürsün. Gözünün önünden geçer güzellikler. Çünkü gerçekler güzeldir. Neşet Baba derki; Cahildim dünyanın rengine kandım. Aşık Veysel; Benim sadık yarim kara topraktır. Hele Celal Güzelses; Yaş destanı dedimi gerçekler çarpar suratına. Ve daha niceleri var böyle. Bu güzellikler her zaman hayatımızda olsunlar. Birde DÜRÜSTLÜK TÜRKÜCÜLERİ var bilirmisiniz onları? Bunlar ne saz, ne söz hiçbir şey bilmezler. Hiçbir zaman dürüst olmadıkları halde hep bu türküleri kendilerine uyarlayıp söylerler. Hem sesleri de güzel değil bunların. Sanki biz onları bilmeyiz, tanımayız, görmeyiz sanırlar. Oysaki onlardan daha iyi biliriz onları. Bunlara dürüstlüğün tarifini yap deseler onu bile bilmezler, beceremezler. Çünkü tek becerdikleri yalan dolanla olan türküleridir. Bu kelimelerin arkasına sığınarak kendilerini ön plana çıkarır. Kendinden olmayanları ötekileştirirler. Kendi ve kendi gibileri gibi olanların film senaryolarını yazar, yönetir ve oynarlar. Bunlar içi yalnızca önce kendileri, daha sonra da onlara yakın olanlar vardır. Birde bunlar kendinden daha başarılı, akıllı, çalışkan olanları da kıskanır ve onların önüne
Köşe Yazısı
MUTLU YILLAR DİYEMİYORUM Kİ… Yeni bir yıla giriyoruz. Aslında güzel şeyler yazmak istiyorum. Ama inanın elim varmıyor yazmaya. Zaten gönlüm de razı gelmiyor buna. Günlerdir hesap yapıyoruz dimi? Bu akşam neler yapalım? Nerelere gidelim? Hangi restorand iyi? Hangi sanatçı nerde çıkıyor? Televizyonda neler var? Hangi meyveden, çerezden, içeceklerden alalım? Heyecanlanıyoruz sanırım. Ne olacak peki? Sabah olacak acaba ne değişecek? Birilerinin elinde sihirli değnek var da saat 00:00’da vuracak ve her şey güzel olacak gibi dimi. Ama maalesef öyle olmayacak. Akşam bir gezin bakalım. Özellikle kırmızı ışıkları. Çocuklar yine mendil satıyor dimi. Sabah kalkın şöyle bir Bağlar Dörtyol’a gidin bakalım. Orda günlük yevmiyelerini çıkarmak için beden gücü ile çalışmak zorun da kalan insanları olacak dimi. Sabah yine bir baba-anne evine ekmek götürmek için çırpınmaya başlayacak. Manavın, marketin, vb. yerlerin önünden geçerken çocuklarının başka yerlere bakmasını sağlayacaklar belki de. Hastalar yine evlerinde yada hastanelerde acaba ölecek miyim korkusuyla doktorlara, hemşirelere kurtarıcı gözü ile bakacaklar. Huzurevlerindekiler iç çekerek, gözyaşı dökerek yol gözleyecekler. Kimsesiz çocuklar yurtlarında veya başka yerlerde anne baba özlemi ile yanıp tutuşacaklar. İşsizler yine iş bulma umuduyla yollara düşecekler. İnternetten, gazetelerden iş ilanlarını tarayacaklar. Yakacakları olmayanlar yine üşüyecek. Yiyecekleri olmayanlar aç kalacak. Okul okuması gereken çocuk işçiler soğuktan titreyerek yine işlerine gidecekler. Mutluluk arayanlar yine mutluluk kovalayacaklar. Yine pandemi, Yine dolar belası, Yine ölümler,
Köşe Yazısı
TİMSAHIN GÖZYAŞLARI başlıklı yazım. Keyifli okumalar... haberdiyarbakir.org/makale/timsahin...
Köşe Yazısı