k

Köşe Yazısı

10 üye
Takip
Yolların çıkmaza döndüğü yerde durup her şeye yeniden başlamak için yeniden kendine dönmesi gerekiyor insanın. Başladığı yere! Yolları tüketen sapmaların öncesine… Yani her şeye safça, insanca, en yalın haliyle, yani fıtratına en yakın kimliğiyle yöneldiği yere? Peki neye yöneldiği yere? İnsan olmaya, kendini bulmaya, canını hissetmeye, hakikatini bilmeye, hayatı, hayatını bilmeye, varlığı düşünmeye başladığı yere… Hakikate doğru ilk acemi adımlarını attığı yere… Neresiydi orası, hatırlayabilecek miyiz? Bu pahası bilinemez değerdeki bilgi o kadar çıkmış ki hatırımızdan, şu tükendiğimiz yerlere nasıl geldiğimizi de bilemiyoruz. Nerede yanlış bir adım, adımlar attık, nerede yanlış tarafa döndük, nerede istikametimizi yitirdik? Bilemiyoruz hiç bunları. Bilemediğimiz için; geriye dönmeyi, başladığımız yeri yeniden arayıp bulmayı, oradan yine safça, yine insanca başlangıçlar yapmayı da beceremiyoruz. Bilemiyoruz bizim için doğru olacak yolu, çünkü silemiyoruz eğrildiğimiz yeri. Gökhan Özcan
Köşe Yazısı
Dijital arkadaşlığın Saygısızlığı Normalleştirmesi
Eskiden buna benzer konuları gazetede köşemde yazardım ve ara vermiştim ama konular üst üste biriktikçe birikiyor bu yüzden yük olmadan eritmek lazım dedim. Bu günümüz dijital kuşak farkını değerlendirmeyi 2 örnek düşünce perspektifi üzerine yazmaya karar verdim. 1. Bir ortak etkinlik için gönüllü olarak grup kurdunuz ve anket açtınız. Bu ankette katılımcı için bütün seçenekler düşünülmüş ve eksiksiz. Katılımcıya sadece işaretleme yapmak düşüyor ama her hangi bir işaretleme yapmıyor! (Y jenerasyonu için değer yargısı sorumluluk ve gönüllü olma Emeğe saygı / Z jenerasyonu için Askıya alma, pasif bekleme.) 2. Yılmaz Erdoğan’ın #incitaneleri dizisinde bir sahne diyaloğu sırasında karşısında ki avukata; çoğunluk kurallara uymadığında, mesela herkes kırmızı ışıkta geçtiğinde o sırada ışıkta bekleyen bir vatandaş kendisini nasıl tanımlamalı? İdeal bir yurttaş mı? Yoksa enayinin önde gideni mi? İdeal olan davranış enayilik haline geldiğinde sahtekarlıkta ideal davranış haline gelir. (Y jenerasyonu için kurala uyma, empati vatandaşlık görevi / Z jenerasyonu için normalleşmiş referans davranış ve sosyolojik uyum oluyor.) Peki neden böyle bir değişim yaşanıyor? Ben bu durumu EPİSODİK dijital arkadaşlık bağlamında şöyle değerlendiriyorum; 1. Parayla kurulan sosyallik (etkinlik, kafe,atölye,organizasyonlar) 2.Rehberde kayıtlı ulaşılabilir olma. Bağ ve bağlantı kavramı evrimi nedeniyle erişilebilir bağlantı olma. 3.Pasif bekleme hali. Sessizlik, yazmama, açıklama gerektirmez ve sosyal ihlal olarak görülmez. 4. Enstrümantal sosyal ağ. İhtiyaç anında temas. 5.Erişilebilirlik. Düşük yatırım çok insan. 6.Yapısal kopuş değil askıya alma. Dondurma. 7.Etkinlik, mekan ve amaç enstelasyonu bittiğinde ilişki askıya alınır. Bugünkü arkadaşlık modeli Sürekli değil / Episodik Derin
Köşe Yazısı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Çoğumuz her sabaha hep aynı güne uyanıyormuş hissiyle başlıyoruz. Aslında hep aynı olan sadece biziz, günler değil! Aynı insanda sabit kalmaktan vazgeçemiyor ve kendimizi hayatın her an tazelenen akışkan tabiatında yenilenmeye bir türlü bırakamıyoruz. Gökhan Özcan
Köşe Yazısı
Çok güzel ve anlamlı bir yazı okumanızı tavsiye ederim
İslamın Psikanalizmi’ kitabını yazan Benslama gayet yetkin bir tanımlama yapar. Ona bakılırsa İslamcılık demek, bir din (İslam), bir dil (Arapça), bir metin (Kuran) ve bunlara çoğu zaman eklenen bir millilik olarak karşımıza çıkar. Şu son tutumlara bakıldığında praksisin çoğunlukla millilik hatta ırkçılık postuyla ortaya çıktığı açık. Dünyanın değişik yerlerindeki İslamcılar, az ya da çok İslamcılığı, milliyetçiliğin bir eldiveni olarak kullandılar. Fakat İslamcılığı kolonyal bir milliyetçilik ve ırksız bir ırkçılık olarak en fazla kullanan herhalde Türk İslamcıları. Fırat Aydınkaya nupel.tv/firat-aydinkaya...
Köşe Yazısı
ANAYASA DEGİŞİKLİGİ NEDEN YAPILIYOR?
Berlisconi'nin gazetesi il Gi"ormale' de, Marcello Foa imzasıile çıkan yazıda şöyle deniyor: "AKP görülmemiş bir güç tekeline sah ip. Mutlak çoğunluk,Meclis Başkanlığı,Cumhurbaşkanlığı ellerinde. Laik değerlerin üç direğinden (Cu mhurbaşkanlığı, Ordu, Anayasa Mahkemesi) biri yıkıldı. Aleni bir İslamcı, Cumhurbaşkanı oldu. Gül'ün bu ayrıcalığı 'nihai hedefe' varmak için kullanmayacağını düşünmek safdilliktir. Başlangıçta tepki alan büyükjestler, deklarasyonlar yapılmayacak. Geçiş yumuşak olacak. İzlenen çizginin başarısını gören Gül'ün acelesi yok. Yürünen yolda devam etmek kafi. Bir sonraki hedef, kalan iki kale;Anayasa Mahkemesi ile Silahlı Kuvvetlere içten nüfuz etmek olacak. .. Final belli!" (Nilgün Cerrahoğlu, Cumhuriyet gazetesi, 1 Eylül 2007)
Sayfa 131·Kitabı okudu
Köşe Yazısı
28 SUBAT SURECI
Söz konusu mektuptan kısa bir süre önce, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na seçilmemin bilinçli bir tercih olduğu, Tufan Türenç'in 24 Ocak 2001 tarihli Hürriyet gazetesine yazdığı bir makale ile açıklığa kavuşturulmuştur. Şöyle deniyor söz konusu yazıda: "Refah-Yol iktidarının ülkeyi alabora ettiği kabus dolu günler... Asker başta olmak üzere bütün demokratik kurumlar,kitle örgütleri ayakta ... İrtica gösterileri yapılıyor. Sarıklılar, takkeliler, kara çarşaflılar devlete meydan okumak için her yerde boy gösteriyorlar. Yani çabucak unutuverdiğimiz o kara, kapkara günler. Demirel, bu ortamda gazetecilerle yaptığı bir sohbet toplantısında, herkesin tedirginliğini görünce şöyle diyor: 'Kimse endişe etmesin. Devlet duruma hakimdir. Laik, demokratik cumhuriyet koruma altındadır.'
Sayfa 114·Kitabı okudu
Köşe Yazısı