Gerçekten kaderin elinde miydik? İçinde bulunduğumuz durumlara kendi kendimizi sokmuyor muyduk yani? Kendi seçimlerimiz, önceliklerimiz hiçbir değişikliğe yol açmaz mıydı?
Bu bir filmi hem izlemek hem de filmin içine girmek gibi bir şeydi. Sonra onun film olduğunu unutup, yaşamak, hissetmek, güya gerçek yaşam denilen şeyden çok daha gerçek olduğunun farkına varmaktı.
Ama işin apaçık ortada olan komik tarafı insanın yaşadıklarını hatırlamayı sürdürmesinde gizliydi. Diğer taraftan sadece günü yaşamaya çalışırsanız hatıralar silikleşirdi. Mutluluk bile sadece o anlık bir mutluluk olmalıydı. Benimsenmediği zaman yaşanılanlar giderek unutulan rüyaları andırmaya başlıyordu. Sonunda da çok derinlerde kalmış, hoşnutsuz bir tınıya dönüşeceklerdi.