Türkiye'de gerçekleri duyurmak o kadar zor ki, bu boyalı basın hala bu zulme dalkavukluk yapıyor. Neden? Çünkü çoğuna sahibi holdingler, seslerini çıkaramıyorlar. Hükümetten kredi almak için, hükümetler ne yapsa baldıran zehrini içiyorlar. Demokraside basın en mühim unsurdur..
Muhterem kardeşlerim, arz edeceğim husus şudur: Gümüş motor gördüğünüz gibi bu memlekette bir çığır açmış fabrikadır. Oraya emeği geçmiş kardeşlerimiz ne kadar iftihar etseler azdır.
Önce Ahlak...
Etrafımızdan imdat istiyoruz, gözlerimizin önünde kuvveti temsil eden zümre lakayıt gülüyor. Halka çevriliyoruz, cemaat sarhoştur, kendine gelemeyecek kadar sızmış bir halde. Kime yalvaralım? Nereye çevrilelim?
Ortadan çekilip kaybolan ahlâk nizâmı, hepimizin, hattâ bugünkü hayat şartlarının her türlü mâziye nazaran daha mükemmel olduğunu kendilerine bir teselli gibi kullanmaya özenenlerin bile, için için yaşattıkları bir kahrın, bir derdin, bir acının en ufak devâsını elimizde bırakmadı. Hayatımızı çekilmez bir yük haline koyan bu ahlâkî sefaletin tâ içimizdeki müthiş manzarasını nasıl anlatalım: Sanki korkunç ve şerir bir varlık, perdenin arkasındaki o iğrenç yüzlü ifrit etrafa saldırıyor. Gayzımız, isyanımız, son haddine gelmiş gûya vurmak için, gûya ezmek için yumruğumuzu kaldırıyoruz. Fakat heyhat, kolumuz bir bez parçası gibi bitkin, kesilmiş bir halde kuvvetsiz yere düşüyor..
Türkiye maarif davasına ömrünü adamış bir gönül insanıydı Nurettin Topçu.
İyi okumalar efendim..