... kendimiz fikir üretmek yerine nakil (aktarım) ve taklit (kopyalama) hastalığına tutulmuş biz pedagog, psikolog ve psikiyatristler, âdeta hiç sağduyumuz, vicdanımız, geleneksel birikimimiz yokmuş gibi, bize danışan insanlara, "Çocuğu zorlamayın, üstüne varmayın, bırakın kendi seçsin, doğruları kendi bulsun, renkler ve zevkler tartışılmaz, yeter ki azmet; istediğin her şeyi olabilirsin, hayallerinden asla vazgeçme, bu beden senindir istediğin gibi kullan, başkalarının ne dediğini aldırma, önemli olan öz saygındır, 'Toplum içinde nasıl davransam?' diye mi endişeleniyorsunuz? Sadece kendiniz olun, herkesin bir doğrusu vardır." gibi safsataları papağan gibi tekrarladık.
Yola revan olmanın hikmeti niyetten mi yoksa kısmetten mi geçer bilinmez, insanı insandan ayıran her zerrenin kaderi alın çizgilerine bir daha silinmemek üzere ana rahmindeyken yazılmıştır. Sultanları deviren, kahramanları, zavallıları ve korkakları doğuran zamandır. Dünya, bir adım önde yürümek isteyenlerin başının gözünün sadakasıdır. Hayal kurmak da ibadettir. İbadatten sual olunmaz. Varsa cevaplar taş dibeklerde ezilerek yutulur. Çiğnenmez. Buna iman etmek dışında başka çare yoktur. Sualden kaçan ilmeklere yamalar yapmak küfürdür. Tüm yollar bir gün biter. Teslim ol ki aydınlığa eresin.