Bilim tarihinde yaşanan en çarpıcı çelişkilerden biri, benim "psikoloji biliminin üstel pardoksu" diye tanımadığım durum; biz psikolog ve psikiyatristlerin 200 seneden beri var olmamıza rağmen genel kitlelerin psikolojisinin hep daha kötüye gitmesidir. 1900'lerde %2 oranlarında olan depresyon, günümüzde farklı verilere göre özellikle kadınlarda %40 veya daha üstü oranlarda; kaygı 1955 civarı ile 1995 arasında %85 daha artmış durumda.
Dipnotta açıkladığımız gibi insan ruhu makineye hapsedilemez ve bu senaryo ilk bakışta gerçekleşemez gibi görünür. Fakat ya biz kendi isteğimizle oraya inmek istiyorsak, o zaman ne olur? İşte bugünkü durum ortaya çıkar.
Nasıl ki istiridyenin sert kabuğu altında, etli tabakaların derinliklerinde gizlenmiş bir inci varsa, her insanın da yüceliklerinde mecazi mânâda bir "beyaz inci" vardır; bu, "ruh" veya "can" diye de tanımlanır. Bedenin otomistik, moleküler bir yapısı varken "can" ımız zaman, madde, mekân ötesi bir boyuttadır.