Sima

Günlerdir bir virgüle takılıp kalmış durumdayım. Ne öncesinde kalabiliyorum, ne de ötesine geçebiliyorum o virgülün. O virgül, bir devam etme zorunluluğu ile bir devam edememe güçlüğünü aynı anda hissettiriyor bana. Böyle bir ikilemin tam ortasında zorunlu ikametteyim. Devam etmeyi başarabilsem, büyük ihtimal, güneşli havalar iklimine gireceğim cümlenin sonunda. Ama bunun için virgülün öncesini tümüyle unutmam gerekiyor. Sanki cümle öncesiz bir cümleymiş ve ben her şeye bir gün aniden, tam ortasından başlayıvermişim gibi... Bunu yapabilir miyim? Yapamam; çünkü virgüller, cümlelerin açık unutulmuş pencereleri gibidir aslında, önceden sonraya doğru sürekli cereyan yaparlar. Oldukça ziyankâr bir cereyandır bu; kelimelerin anlamı tutulur bu yüzden, düşüncelerin bilinmeyen derinliklerine sızılar iner. Burun direğinizin sızlaması gibi sızlar durur içinizde her şey. Kulağınızın çınlaması gibi çınlar hafızanızda geçmişin o tok sesi. Kimilerine göre bütün cümleler virgüllerle tutturulur birbirine, nokta bir hayal kahramanıdır onlara göre. "Bütün cümleler birbirinin türevi" imiş söylediklerine göre, "bir nehrin sonsuz çağıldayışı gibi sürekli akıp duran. Düşününce hak veriyorum bunu söyleyenlere. Ve görüyorum yakından bakınca, bütün cümlelerin aslında yarım kaldığını. Günü dolduğunda, vakti geldiğinde virgüller gelip hayatımızı durduracak ve izin vermeyecekler bir daha, ne bir adım geriye, ne bir adım ileriye gitmemize... Varlığımızı, sanki her şeyin sona erdiği ve sanki hiçbir şeyin hiçbir zaman sona ermeyeceği bir yere sabitleyecekler. Zamanı tam ortasından ikiye bölecek ve geçmişle gelecek arasında uzanan koca bir ıssızlık tutuşturacaklar ellerimize. Sanki coşkulu bir şenliğin ortasında kıyasıya eğlenirken, birden herkesin ortadan kayboluvermesi gibi bir şey
Sayfa 100·Kitabı okudu
1000k
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Daha iyi açıklanabilir mi?
Kişinin nasıl yaşadığı ile nasıl yaşaması gerektiği arasında öyle büyük bir uçurum vardır ki, yapılması gereken uğruna yapılanı terk eden kişi, çok geçmeden korunmasını değil, yıkımını öğrenmiş olur; çünkü her zaman iyi bir insan olmak isteyen kişi, iyi olmayan onca insan arasında kesinlikle yıkıma uğrayacaktır.
Sayfa 23 - Can Yayınları, DİPNOT: Machiavelli'nin korunmaktan kastı, dönem İtalya'sında insanların hem ekonomik, hem güvenlik hem de toplumdaki saygınlığının güçlü aileler ya da toprak sahipleri tarafından güvence altına alınmasıdır.
Her Şey İçin Çok Geç
Ben de anlamadım her gece kurşuna Dizdiğim hayatımı Nasıl ve nerede kaybettiğimi Can sıkmasından ve kahretmesinden Daha beter olanın Anlamsızlık olduğunu haykırdığımda Duyan da bağıran da bendim Yani yaşamak yavaş yavaş kayıp giderken Ellerimizden Başlarken ve sona ererken yaptığım Bütün cazip hataları Kafası hiç karışmayan zebellah zihinli tüccarlara zorla ödünç verdim Konuştukça başımızı öne eğecek ne çok şey Var diyordum yakın arkadaşlarıma Kuyumcuların her şehirde birbirine benzeyen Yüzlerini anlattım onlara Birbirine benzeyen, birbirinden habersiz Tuzağına düşmek için aşkın Bütün dağları dolaştığımı, altını eşelemediğim Çakıl taşı kalmadığını Dinlemediklerini bildiğim halde Suça davet ettim Yanlış anlasınlar diye yanlış sözler söyledim Savaşın ortasındayız ve Nargile içerek üzülüyorlar çocuklara İddialı sözlerden yırtık pırtık olmuş sandalyelerde Terimi rüzgarla soğutuyorum
1000k
Bazen geçmiş yaşamaya en uygun yerdir. Kimse geri dönemez. İnsanların tek yapamadıkları şey budur: Geri dönmek.
Sayfa 54·Kitabı okudu
Edebiyat
Çok tuhaftı! Ağlayamadım; ama ruhum paramparça olmuştu.
Sayfa 72·Kitabı okudu
Edebiyat