“Beni mesut ve rahat görüyorsunuz değil mi ? Fakat bakınız işte ağlıyorum… Demek ki ne mesut, ne rahatmışım. Oh, rahat değilim; hiç, hem hiç değilim. Saadet nerede!”
Mahremiyetsiz, samimiyetsiz, tümden özenti bir taklitten, soğuk, sarı bir taklitten ibaret bir hayat… Her görüştüğünde bir gizli müthiş rekabet, bir mücadele, bir düşmanlık… Hiçbir el sıkmazsın ki mümkün olsa seni bir çukura itmeyeceğine emin olasın; hiçbir ses işitmezsin ki senin yokluğunda en hain, en haksız bir alayda yermede bulunmayacağına emin olasın… İkiyüzlülük, alay, kendini beğenmişlik, bencillik… Bu aç kurdun elinden bütün çehreler sararmış, bütün gözler bulanmış, herkesin başarısı öbürlerinin ayaklar altında ezilmesiyle son bulacak kadar bir ceset, bir kin; kimse kimseyi beğenmez, üstünden başından tutunuz da… her şey bir alay sebebi olur. Zaten hep sahtekarlıktan ibaret olası bu boyalı yüzünde göz dudağa, dudak çeneye güler… iğrenç bir şey kısacası…