Fatih Yıldırım

Fatih Yıldırım
Mutlu ve yararlı olabilmek için, emekçilerin safına katılıp, ilerleyenlerin arasında yer almalıydı insan. Önde koşmak arkada kalmak kadar tehlikeliydi. Her yanlış adım hareketi yavaşlatır, her düşen öz kardeşinin ayakları altında ezilirdi.
Sayfa 193·Kitabı okudu
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dünya düzeninin Tanrıyla ilgisi bulunmadığını, Tanrının dünyada yapacak şeyi olmadığını Gavrila’dan öğrendim. Bunun nedeni de çok açıktı; Tanrı yoktu. Boş şeylere inanan aptal kişileri aldatmak için papazlar tarafından uydurulmuştu. Ne Tanrı vardı ne de oğluyla Ruhül Kudüs. Ne hayalet vardı, ne hortlaklar, ne mezarlarından fırlayan vampirler; ne de günahkarların peşinde dolaşan kadın yüzlü ölüm. Bütün bunlar, dünya düzenini anlamayan, kendi güçlüklerine inanmayan, kör inançlarına saplanan cahilleri uyutmak için uydurulmuş masallardı.
Alıntı
Köylüler, düşünceli düşünceli anlatılanları dinler, sonra da Yahudilerin Tanrı tarafından cezalandırıldıklarını söylerlerdi. İsa’yı çarmıha gerdikleri gün cezalandırılmaları gerekiyordu aslında. Tanrı unutmamıştı bu yaptıklarını. Şimdiye kadar Yahudilerin günahkarı üstüne bir sünger çekmişse de, bağışlamamıştı onları. Bugün Almanlar, onun adaletini yerine getiren araçlar olmuşlardı. Yahudiler herkes gibi ölemezlerdi. Yeryüzünde cehennem azabı çekecek, sonra da ateşte can vereceklerdi. Atalarının yerine cezalandırılıyor, gerçek inancı inkar etmenin, hristiyan bebelerini acımadan boğazlayıp kanlarını içmenin kefaretini ödüyorlardı. Köylülerin bana yönelen bakışları, her zamankinden düşmancaydı artık. “Uğursuz, pis! “ diye bağırıyorlardı. “Sen de pis Çingene, Yahudi, sen de yanarak öleceksin!.” Sözleriyle ilgilenmezcesine kayıtsız kalıyor, çobanların beni yakalayıp Tanrı’nın isteği üzerine tabanlarımı yakmaya kalkışmalarına bile göz yumuyordum. Çırpınıp debeleniyor, tırmalayıp ısırıyordum. Diğerleri, Almanlar tarafından güçlü makinelerle donatılmış fırınlarda yakılırken, benim bayağı odun ateşinde kavrulmaya niyetim yoktu.
Sayfa 104·Kitabı okudu
Alıntı
Beni şaşırtıyordu şu Almanlar. Amma ziyânkardılar ha! Böylesine acımasız, sefil bir dünyanın hakimi olmak neye yarardı ?
Alıntı
Bu tür silahları icat edip yapan kişileri düşünmeye çalışırdım. Almandılar şüphesiz. Çevrede onlara kimsenin dayanmayacağı, bu alanda Polonyalıları, Rusları, Çingenelerle Yahudileri, çok geride bıraktıkları söylenmiyor muydu ? Böylesine bir yaratıcı gücün, nereden geldiğini sorardım kendi kendime. Neden köylüler yaratıcı güçten bu kadar yoksundular ? Neden değişik bir saç rengi, bir göz rengi bazı insanlara büyük üstünlük sağlıyordu ? Böylesine buluşların sırrını bilen Almanların dünyayı, esmer, kara gözlü, kara saçlı, uzun burunlulardan temizlemeye kararlı oldukları gerçekse benim yaşama şansım yok gibiydi.
Sayfa 97·Kitabı okudu
Alıntı