"Acı çekmek ne demekmiş şimdi anlıyordum. Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi."
"Anneciğim, keşke hiç doğmasaymışım. Balonum gibi olsaymışım..."
Hüzünle başımı okşadı.
"İnsanlar doğacakları varsa doğarlar. Sen de dahil. Ama sen bazen azgınlığın dozunu kaçırıyorsun, Zeze..."
"Nasıl, 'bizim' arabayla gezmeyi seviyor musun?"
" Benim de mi arabam yani?"
"Benim neyim varsa sana ait. Dostlar arasında böyle olmalıdır."
Sevinçten delirecektim. Dünyanın en güzel arabasının yarısının sahibi olduğumu herkese anlatabilseydim keşke!
"En dokunaklı olansa öğretmenim Dona Cecilia Paim'in haliydi. Benim sokaktaki en muzip çocuk olduğumu ne kadar söyleseler de inanmıyordu. Tıpkı küfür dağarcığımın herkesinkinden daha geniş olduğuna inanmadığı gibi." :)))