Rəvanə Asiman

Eğer bizden beklenenler hakkında özgürce tartışamadığımız bir ortamdaysak, orada bir yanlış vardır. Bir masada, oradaki herkesle eşit şekilde “Ben şu konuda bana yanlış davrandığınızı düşünüyorum,” diyemiyor, başkalarıyla onların bize davranış şekilleri hakkında konuşamıyorsak, hatta bu davranış biçimlerini sorgulamamıza izin verilmiyorsa, orada bir istismar vardır. Bu “başkaları”, anne-babamız, dedemiz, öğretmenimiz, kısaca herkes olabilir. Biri bize ne kadar yakın olursa olsun, onu ne kadar seversek sevelim, herkes bizden ayrıdır; kendimiz dışındaki her insan, bir başkasıdır. Ayrı bireyler olmamız, aile birliğimize zarar vermez. Tam tersine, bu birliği daha güçlü, daha sağlıklı hâle getirir. Birbirimizin farklılıklarına ne kadar saygı duyarsak o kadar “iyi aile” oluruz. Ne kadar ayrıysak o kadar iyi birleşiriz.
Reklam
Gerçek başarı, fotoğrafın bütününü görüp, kazanırken kazandırabilmektir.
Asıl mesele sınavı kazanması değil, kazanabilmesi için neler yaptığı, neler kazandığıdır. Dününden daha iyi olmasıdır. Budur insanı kazandıran aslında.
Toprak ve su şifadır. Vücudun elektriğini alır. Bu nedenle insan yıkandığında rahatlar. Çıplak ayakla toprak üzerinde yürümek de aynı etkiyi yapar. Maalesef çocuklarımız şu anda bunlardan uzak büyüyorlar. Şehir hayatında çocukların oyun alanları da plastik oldu.
Reklam