Saygı sözcüğü maalesef çok kez yanlış kullanılıyor. Bu sözcüğü her duyduğumuzda
yeniden düşünelim. Çünkü, karşılıklı olamayan bir şeye “saygı” adını veremeyiz.
Şebnem gibi Mete'den de beklenen, saygı değil, itaatti. Eğer biri bizi eleştiriyorsa ama
biz onu eleştiremiyorsak, eğer biri bize öfkeleniyorsa ama bizim ona öfkelenmemize izin
verilmiyorsa, orada itaat vardır. İtaat, saygının aksine, sağlıksız bir durumdur. Saygı, karşımızdaki kişinin istediğini hissetme, istediğini sevme ve sevmeme, dilediğini
düşünme ve düşünmeme hakkına saygı duymayı içerir. Mete, “Odamı yeşile boyatmam ve yeşil tişört giymem belki de anne-babamı incitiyor,” diyor. Hayır, Defne'nin nohut yememesi nasıl kimseyi incitmiyorsa, Mete’nin
odasını istediği renge boyaması da kimseyi incitmiyor. Bize “Çocukların büyüklerine
itaat etmesi gerekir,” diye öğretildiği için, bu durumlarda yetişkinler inciniyor
zannediyoruz. Oysa kişiler birbirlerine saygılı davrandıkları zaman hiç kimse incinmemiş
olur.