R.F

Ruhsal açıdan, aramadığın ama seni derinden hırpalayan duygulanmalar geçirdin; şimdi de bunun sonucu olan olaylar bir yönde gelişiyor. Neden? Nereye? Benzer bir iş yaşamının yeniden başlamasına doğru mu? Benim kesin düşücem şu ki - hayır - ondan daha derin bir şeyler var. Değişmelisin, evet, ama genel bir yenilenme olmalı bu, eskinin bir tekrarı değil. Geçmişte yaptıkların yanlış değildi, hayır. Geçmişte olduğun gibi olmak zorundaydın; o geçmiş doğruydu. Ama bu demek midir ki o geçmiş yalnızca bir hazırlık, bir temel, bir tür eğitim olamaz? İlle de yaşamının kesin çizgisi olması gerekir mi? Bence ilk dediğim doğru. Neden öyle olmasın?
Sayfa 125·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Kendimle ilgili olarak bildiğim bir şey de şu: Kişinin yaşamında en önemli şey görevinden dönmemesi, görevi konusunda uzlaşmaya girişmemesi.. Görev mutlaktır. Peki, ya sonuçlar? Onlardan sorumlu değiliz, ama görevimizi yapmak mı yapmamak mı seçiminden kesinlikle sorumluyuz. Varılan sonuç kullanılan araçları haklı kılar ilkesinin tamı tamına karşıtı bu dediğim.
Sayfa 119·Kitabı okudu
Alıntı
Oysa gerçeklik bambaşka, her şey sonsuz derecede karmaşık ve doğa da siyah ile beyaz nasıl kesinlikle birbirinden ayrı değilse, yaşamda da doğru ile yanlış kolayca seçilebilecek gibi uzak değil birbirinden. Kapkara siyahın içine düşmemeli insan, bilinçli kötülük demek çünkü bu... Aynı şekilde, yeni badanalanmış bir duvarın bembeyazından da kaçınmak gerek, çünkü bu da iki yüzlülük ve sonsuz kendini beğenmişlik demek. Aklın yolunu, özellikle de vicdan yolunu - aklın en yüksek, en yüce aşaması olan vicdanın yolunu - cesaretle izlemeye çalışan, dürüst olmak için elinden gelen yapan kişi, sanırım hiçbir zaman yolunu toptan şaşıramaz - bir sürü yanılgıya düşecek, engellerle karşılaşacak, kusursuzluğa erişemeyecek olsa da...
Sayfa 112·Kitabı okudu
Alıntı
Kişi yaptığı iyi bir işin kötü ya da uğursuz sonuçlarından sorumlu mudur? Baştan kötü olduğunu, ama içinden kimseyi incitmeden sıyrılacağını bildiğin bir işi yapmak daha iyi değil midir? Ben'de yaşadım böylesi iç çatışmalar. Vicdanımızın sesini dinlersek - bence vicdan aklın en yüksek aşamasıdır; akıl içinde akıldır - yanlış ya da saçma davrandığımız kanısına kapılabiliriz. Birtakım çok yüzeysel kişiler, sırf daha aklı başında ve çok daha başarılı oldukları için bizimle alay ettiklerinde özellikle bozuluyoruz... Evet, kimi kez zor oluyor o zaman; ve kimi zaman koşullar, zorlukları aşılmaz dalgalar haline getirdiğinde, insan nerdeyse kendisi olmaktan acı duyuyor, keşke daha az vicdanlı olsaydım diyebiliyor.
Sayfa 111·Kitabı okudu
Alıntı
Hepimizin melankoliye düştüğü, aşırı sıkıntılı, kaygılı anları var bence, ama daha az ama daha çok... Bilinçle yaşayan her insanın hayatının bir parçası bunlar. Kimilerinde kişilik bilinci yok anlaşılan. Ancak, bu bilince sahip olanlar, kimi kez sıkıntılı, üzüntülü olabilirse de, mutsuz değiller... Başlarına gelense hiç de olağandışı değil.
Sayfa 106·Kitabı okudu
Alıntı