İstanbul'a küflenmiş
Bir Avrupa akşamı dadanmıştır
Eski şehirlerin kimi göğe çekilmiş
Kimi yedi kat yerin dibine batmıştır
Yavaş yavaş çiseleyen yaz yağmuru Babil'dir
Lût şehri ansızın gelen gök sesidir
Bardaktan boşanan İskenderiye'dir
Isparta bir güz kırağısı Kudüs bitmeyen bir kış
Roma her şimşek çakışında bir kere daha yakılır
Atina'yı bir lodos çizer ufuklara
Sonra birden silinir ters dönmüş bir fırtınayla
Dokuz buyruk levhasına Musa'nın sağ eline
Eşyaya vurmuş bir miraç gecesine
İkiye bölünerek ceylan doğuran aya
Güvercin heyamolalarıyla ilerleyen Ayasofya'ya
Ey göz beni gör ey kulak beni dinle
Şimşek ile yazılmış kitapları oku
Ateşle biçilmiş ekinleri topla
Öğünme gölgesi toy bir tavşanı andıran ellerinle
Ben olmasam göğü bile ekşitirsin vehminle
Bıraksak el korsun yanardağlara bile
Akşamı bahşiş verirsin bir yemekte