Dilek

Dilek
“Kuş ölür, sen uçuşu hatırla.”
"Hayat öğrenmekle değil, iyilikle anlaşılır; hayata inanmak lazımdır!"
Sayfa 450·Kitabı okudu
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Gücün bedbinliği diye bir şey var mıdır? Ya varlığın sert, ürkütücü, fena ve sıkıntılı yanlarına duyulan entelektüel bir merak? Kaydadeğer bir düşman olan korkunç şeylere heves? Acaba cinnet zaruri olarak bir yozlaşma belirtisi değil midir?"
Sayfa 401·Kitabı okudu
Platon bile der ki, hayatın derin hakikati münazara etmekle aktarılamaz; insan o hakikati kendi kendisinin canlı bir yorumu ve gerçekleşmesi olarak işitir! İnanın bana, insanı hakikaten özgür kılan ve yine özgürlüğü onun elinden alan, ona hakiki saadeti bahşeden ve onu yok eden şeyler, işte bunlar ilerlemeye tâbi değildir ve samimi bir hayat yaşayan her insan bunu yüreğinde dosdoğru bilir, yeter ki yüreğini dinlesin!
Sayfa 387·Kitabı okudu
Tum bu modern asabilik, bütün taşkınlıklarıyla beraber yalnızca, iradenin eksik olduğu gevşek bir manevî atmosferden ileri geliyor çünkü iradesini fazladan zorlamayan kimseler, kendisini uzviyetinin karanlık keşmekeşinin yukarısına taşıyacak o ahenk ve istikrarı kazanamaz!
Sayfa 386·Kitabı okudu
Şahsî olanı gözde büyütmek modern bir bâtıl inançtır. İşte bu şahsiyet kültüründen, hayatın tadını çıkarıp onu olumlamaktan o kadar çok bahsediliyor ki günümüzde. Ama buna inananlar, kullandıkları bulanık ve müphem kelimelerle isyanlarının asıl manasını gizlemek için bir sis bulutuna ihtiyaç duyduklarını ifşa ediyorlar ancak! Hem neyi olumlayacakmışız? Her şeyi birden mi yoksa karmakarışık olarak mı? Amerikalı bir düşünür, gelişim daima karşı baskıya bağlıdır, demiştir. Tabiatımızın bir yönünü, diğer yönünü geri bırakmadan geliştiremeyiz. Tadı çıkarılacak olan nedir? Zihin mi, dürtüler mi? Geçici hevesler mi, mizaç mı? Menfaat düşkünlüğü mü, aşk mı? Tabiatımızın yüce tarafı hayatın tadını çıkaracaksa aşağı tarafı mahrumiyeti ve itaati öğrenecektir.
Sayfa 385·Kitabı okudu