Mazlum Turğay

Mazlum Turğay
Gülmekten vazgeçmeyin ama ağlamayı da unutmayın.

Mazlum Turğay

, bir kitap okudu
9/10
·168 syf.·
Beğendi
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2020 17:43
·
2020 5. kitabı
Mehmed Uzun
9/10 · 1.223 okunma
Reklam
Dil her şeyin başlangıcıdır ve sandığımızdan daha çok şeyi ifade eder. Dil, bir iletişim aracı olduğu kadar, öğrendiğimiz her şeyin de taşıyıcısı; ruh halimiz kadar, toplumsal ruh halimizin de ifadesi; günümüz kadar geçmişimizin de seceresi; çoğu zaman anlamsız gibi görünen günlük yaşamımızın organizatörü olduğu kadar, bize toplumsal bir kimlik veren ortak kültürel hafızamızın da yaratıcısı; unuttuğumuz her şey kadar, hatırladığımız her şeyin de membasıdır. Dil, yaşayan ve sürekli olarak bizi, ruhi, toplumsal ve kültürel olarak terbiye eden bir organizma; geleceğimizi ana rahminde taşıyan canlı bir bedendir. Dil, din, kimlik, kültür, ve tarih olarak kim olduğumuzu ve nasıl hareket edeceğimizi bize anlatan, bu normları bize gösteren ve nereden gelip nereye gittiğimizi bize öğreten dildir.
Sayfa 148·Kitabı okudu
Yıllar, yüzyıllar be kuşaktan kuşağa yinelenen aynı insani trajedi; istila, yıkım, kırım, yangın, tehcir. Halklar, dinler, diller, kültürler, kimlikler ve yinelenen aynı kader; ölüm, acı, gözyaşı, göç, hasret. Ve hiçbir zaman değişmeyen insani zaaf: Tahammülsüzlük, haset, kanlı rekabet, ötekinden daha güçlü olmak duygusu, onu egemenlik altına almak arzusu. İnsanlığa ait tüm tarihi, tüm duyguları, tüm insani vakaları, tüm kaderleri içeren harebeler. Ve o harabelerden hâlâ yükselen insanlığın kadim sesleri. Layard bize şunu öğretti; harabelerden yükselen sesler bize ait geçmişin sesleridir. Geçmişin seslerini duymayan, geleceğin sesini duyamaz.
Sayfa 82·Kitabı okudu
Çare, aktif, canlı bellektir, belleğin sorgulayan gücüdür. Çünkü bellek, Wittgenstein'ın deyimiyle, zamanın kaynağıdır. Çare unutmak değil, hep hatırlamak, hep yaşamaktır, hep sorgulayarak, geçmişi üzeri kapatılarak küllenmeye bırakılmış bir yangın yeri olarak değil, bugünümüze ait yaşadığımız bir duygu, bir mefhum haline getirmektir. Çünkü hep görüldüğü gibi unutkanlık ve belleğin kaybı, insani yıkımdır.
Sayfa 30·Kitabı okudu
Özgürlük ve eşitlik. "Özgürlük, bireyin talebi, özlemidir; eşitlik ise toplumun," diyen Mann, "totaliter politikaya" karşı "total(mutlak) insaniyetin" öne çıkarılması gerektiğini söylüyor: Özgürlük ölümsüz bir düşüncedir, hiçbir zaman yaşlanmaz, zamanların özellikleriyle kaybolmaz. Özgürlük ve insan onuru yenik düşmez. Saygın, onurlu bir demokrasi ancak bireyin özgürlüğü ve toplumun eşitliğiyle kurulabilir. Hem toplumsal hem de evrensel barış ancak özgürlük ve eşitlikle inşa edilebilir.
Sayfa 29·Kitabı okudu
Reklam