Kurt Vonnegut ilişkilerde ayarlanması gereken doğru mesafeyi şöyle özetliyor: “Lütfen daha az sevgi ve biraz daha fazla saygı.” Sevginin ne olduğu herkes için bu kadar farklı iken, saygıdan daha tutunulur bir dal olduğunu hiç sanmıyorum.
İran Şahı mı Hint imparatoru mu ne işte, Asya’da bir yerlerde biri sadrazamına demiş ki, “Bana kederli olduğumda sevineceğim, sevinçli olduğumda kederleneceğim bir cümle yaz.“ Sadrazam da şey yazmış işte: “Bu vakit geçip gidecek.” Bu kıssayı ne zaman hatırlasam gerçekliği karşısında dehşete kapılıyorum. Bu vakit geçip gidecek, biliyorum.
Zamanın geçişine izleyici olmaktan bahsetmiyorum kesinlikle. Bilakis, başına gelenleri abartmadan, düştüğün yere saplanmadan, çok da hadise çıkarmadan devam etmekten söz ediyorum. Zamanla birlikte akmaktan yani. Aman neyse, ne kadar anlatmayı denesem de kafamdaki gibi aktaramayacağım nasılsa. Hem niye aktarayım değil mi? Aklın var fikrin var, sen de buluyorsundur kendi yollarını. Onu diyorum işte, insanın kendi yolları gibisi yoktur. 
İnsanın şahsi hayatını sürdürebilirlikle ilgili olan kısmını değişken, kendinden bağımsız olarak hareket eden fani bir şeye bağlarsa ayvayı yiyor gerçekten de. Tutunacak bir şey arayan herkese kendilerine tutunmalarını tavsiye ediyorum.