Papa’nın Fatih’e mektubunun son satırlarında:”Eğer Hristiyanlar üzerinde otoriteniz kurmak ve adınızı olabildiğince şanlı kılmak istiyorsanız para,silah ordulara veya donanmalara muhtaç değilsiniz.Ufacık bir şey sizi günümüzde yaşayan insanların en güçlü ve şanslısı yapabilir.Bu birkaç damla suyla vaftiz olmaktır.Bu sizi Hristiyan ibadetlerine ve İncil‘deki inanca götürmeye yeter.Şayet bunu kabul ederseniz dünyada şan-u şeref ve güç bakımından sizi geçebilecek başka bir hükümdar olmayacaktır.”
Fatih Sultan Mehmet, Trabzon seferinde dağlara yaya olarak tırmanırken kendisine bu zahmetlere neden katlandığı sorulduğunda şöyle ifade etmiştir: bu zahmetler darabuzun çün değüldür(kişisel çıkarlar), bu zahmetler Din-i İslam yolundadır.(Aşıkpaşazade)
Rüşvet,16. yüzyıl sonlarında yönetimin en yüksek katlarında bile çok yaygınlaşmıştı.Ücretlerde koşut bir artma olmazken akçenin değerinin düzenli olarak düşüşü de rüşveti teşvik etmiştir.(Enflasyon ahlaksızlığı tetikler.)
Fatih’in kişiliğinde Türk,İran,İslam ve Roma hükümdarlık geleneklerini ihtiva eden bir “Osmanlı padişahı”doğmuştur. İlk oğluna büyük dedesi Yıldırım Beyazıt‘ın adını üçüncü oğluna İran geleneğinin ünlü hükümdarı Cem’in adını ve torununa da Oğuz Han‘ın ismini vermesi kayda değerdir.