Hayatı bir han olarak tahayyül ediyorum, çöküş arabası gelene kadar orada kalacakmışım.
Araba beni nereye götürecek, bilmiyorum, çünkü hiçbir şey bilmiyorum.
Yaşamayı bilmeden yaşayan bizlere (benim ender benzerlerime ve bana), her şeyi
reddetmekten başka hayat tarzı, dünyayı seyretmekten başka yazgı kalıyor muydu?
Prens, işte bu yüzden hiç saltanat süremedi. Saçma sapan bir cümle bu. Ne var ki saçma
cümleler, insanda hüngür hüngür ağlama isteği uyandırabilirmiş meğer.
Nice
limanlara yanaşacak gemiler var elbette, ama hiçbiri hayatın ıstırap vermez olduğu limana
varmayacak, her şeyi unutabileceğimiz bir rıhtım da yok. Üstünden çok zaman geçti
bunların, ama benim hüznüm hepsinden eski.
Asla bir geleceğe sahip olmamış olduğum günlerden birindeyim. Karşımda yalnızca, bir
sıkıntı duvarıyla kuşatılmış, taş kesilmiş bir şimdi var. Irmağın karşı kıyısı, karşıda
bulunduğuna göre, asla bu taraftaki kıyı değil; çektiğim acıların tek nedeni de bu.