Gözden süzülen bir damla.Ne diyorduk buna Türkçede gözyaşı.İçinde hem en derin acıları hem de en tarifsiz mutlulukları barındırabilen o bir damla.Bir yere ait değil kendi bağımsızlığını ilan etmiş adeta ne hüznüm ben ne sevincim ben ruhunun sesiyim diyor.Akıttığında çekinme diye fısıldıyor ruhuna.Dinliyorsun aktı mı durmuyor..Hıçkırıkların karışıyor gözyaşlarına garip ama rahatlatıyor. Ruhun sesini yavaş yavaş buluyormuş gibi. İşte böyle bırak aksın,içindekiler gözyaşın olarak biriksin sorun değil diyor.Ağlamak diyorlar buna, sadece güçsüzlerin ağladığını düşünüyorlar oysa ağlamak ne büyük bir yüzleşmedir.Cesaret ister.Gözyaşları biriyleyken ya da yalnızken dökülmek ister.Freni olmayan bir arabayı durdurabilir misin?Öyleyse bırak aksın nasıl olsa duracak.Belki bir uçurumun kenarıdır duracağı yer belki de hiç görmediğin eşsiz bir yer