İnsan, kendisinden binlerce yıl yaşlı bir eseri okuyunca daha farklı duygular içerisinde oluyor.
Ne de olsa bu, binlerce yıl önce yaşamış olan insanlarla sohbet etmek gibidir bir nevi. Zeus’u, Akhilleus’u, Hector’u, Here’yi, Herakles’i, Hades’i, Agamemnon’u, Odyyseus’u Homeros’un ağzından dinlemek müthiş bir şeydi. Zor bir süreçti tabii bu. O kadar kolay bir eser değil. Bir kere başlı başlına yüzlerce isim var eserde. Ama tadına doyamadığım bir destan. Neler mi var içinde? Akhilleus’un öfkesi, Hector’un cengaverliği, Olimpos’ta ikamet eden tanrıların insanlara oynadığı entrikalar, intikam, sevinç, kahramanlık vs. her duyguyu bulmak kabildir bu yüce destanda. Günümüz batı dünyasını anlamak için hristiyanlığı, hristiyanlığı anlamak için Antik Yunan’ı, Antik Yunan’ı anlamak için de Homeros’u okumak ve anlamak zorundasınız. Yazıyı destanın ilk ve son dizeleri ile sonladırmak istiyorum.
“ Söyle tanrıça, Peleusoğlu Akhilleus’un öfkesini söyle.”
“ İşte böyle yapıldı atları iyi süren Hektor’un cenaze töreni.”
İlyadaHomeros · Türkiye İş Bankası Yayınları · 20229,6bin okunma
Çelik paslanır, antik çağlardaki Tanrı hata yapabilecek eski insanı yarattı, bununla da kendi hata yaptı. Çarpım tablosu antik çağdaki Tanrıdan daha bilge ve daha mutlaktır, hiçbir zaman, anlıyor musunuz, hiçbir zaman hata yapmaz.
Eski insanlar gökyüzünde yüce, canı sıkılan, kuşkucu bir Tanrıları olduğunu bilirlerdi. Biz ordaki kristalimsi mavilikte,çıplak ve edepsiz bir hiçlik olduğunu biliyoruz.